Categories

Archive for the ‘Diyet Önerileri’ Category

Kilo Vermenin Yollarını Uzmanlardan Dinleyin-İşte 7 Yolu

Kilo vermek birçok kişi için zordur. Çoğu zaman günlerce aç kalmanın kilo vermeye yardımcı olduğu düşünülse de tartının üzerine çıkıp değişiklik görememek oldukça sinir bozucudur.

1-İnsülin hassasiyetini onarmakdiyet1

Normal yaşlanma insülin reseptörlerinin üzerindeki hücre zarlarının gençliklerini ve fonksiyonlarını kaybetmesiyle oluşur. İnsülin direncinin saptanmasında kullanılan birçok laboratuar yöntemi vardır. Hiperinsülemi; kan insülin düzeyinin yükselmesidir. Bu da kalp ve damar hastalıkları riskini arttırmaktadır. Magnezyum, balıkyağı, krom ve kokoa polyphenols gibi içeriği olan bazı besinler insülin hassasiyetini onarmaktadır.

Düşük maliyetli bazı ilaçlarla insülin duyarlılığını gözle görülür bir şekilde arttırmak mümkündür. İnsülin duyarlılığını artırmak ve vücut ağırlığını düşürmek isteyenler için bu ilaçların dozaj aralığı günde 3 kez 250 mg ile günde 3 kez 850 mg yemeklerle olmak üzere değişebilir. İnsülin duyarlılığını artıran en önemli yol düşük kalori alımıdır. Günlük kalori kısıtlaması 1500- 1800 kalorinin altında alımdır.

2- Genç hormon seviyesinin onarılması

Son dönemde abdominal obezlik çeken erkeklerin yüzdeliği artmıştır. Yaşlı erkeklerde özellikle aşırı östrojen salındığında testesteron salınımı azalır. Bu da bel bölgesinin kalınlaşmasını sağlar. Bel çevresinin etrafındaki yağlardan kurtulmak zordur ama olanaksız değildir. Hem kadında hem erkekte yaşlanma başladıkça seviyesi düşen bir hormondur. Testesteron fazlalığı yaşlı erkeklerde prostat kanserine neden olur. Kanseri tamamen vücuttan çıkarmak ya da kanser hücrelerini öldürmek, erkeklik hormonlarının kanser hücrelerini beslemesini engellemek ile mümkün olabilir. Kadın yüzdesinin bir kısmı düşük uygun tiroit bezi değerlerine sahiptirler. Böylece onların kilo alımı predispozandır. Tiroid hormonunun ihtiyaçlarını sağlıklı metabolizma oranı kapsar. Tiroit hormonu eksikliği olan kişilerde vücut kompozisyonunu korumak ve iyileştirmek için tiroit ilaçlarının kullanılması öngörülmektedir. Aşırı östrojen kadında kilo alımına neden olur. Yaşlı kadınlarda hormon değerlerinin düzeltilmesi için uzmanlaşmış ekspertize ile birlikte sağlık pratisyeni bioidentical hormon yenileme terapisi gerekmektedir. Neredeyse her doktor doğru testesteron dozlarını tanımladığı için erkekler daha şanslıdır.

3- Karbonhidrat emiliminin kontrol edilmesi

Bazı çalışmalar yüksek lifli diyetin kilo kaybına neden olduğunu göstermektedir. Genç ergenlerde, kalp hastalıklarının gelişmesini inceleyen Koroner Arter Risk Gelişmesi Çalışmasında, yüksek lif alımının kalp hastalıkları riskini azalttığı, bel-kalça oranlarında ve kilo kaybında yardımcı olduğu ortaya çıkmıştır. Tüm lifler eşit yaratılmamıştır. Beta-glukanlar, yulaf ve arpadan çıkarılmadır. Özellikle karbonhidrat emiliminin yavaşlatılmasında etkilidir. Kan şeker seviyesinin, doygunluk kontrolünün ve başarılı kilo yönetiminin ihtiyaç duyduğu şeydir. Çalışmalar göstermiştir ki besinler alındıktan hemen sonra kan şeker ve insülin seviyesinin yükselmesinde besinlerin içindeki beta-glukan fiberler etkilidir. Çözünür liflerden zengin besinler serumdaki yağ seviyesini düşürürken beta glukanlar kan şekeri metabolizmasının gelişimine katkıda bulunur.

4- Fiziksel aktiviteyi arttırmak

Birçok insan egzersiz yapmanın, depolanmış vücut yağ kalorisini daha fazla kullandığını düşünmektedir. Gerçek şu ki; egzersiz yapmak daha iyi kilo kontrolüne katkısı olan hücresel seviyede yararlı değişikliklere neden olmaktadır. Fiziksel aktivitedeki artış, vücuttaki insülin hassasiyetini ve bazı anti-diyabetik ilaçların etkisini taklit ederek vücut yağ kontrolünü sağlar.

5- Beyindeki serotinin salınımını arttırmak

Serotinin miktarının eksikliği, vücuttaki yağ miktarının artışına neden olur. Beyindeki serotinin miktarının eksikliği fazla yemekle ilişkilendirilmiştir. Obez bireylerde kandaki triptofan seviyeleri düşüktür. Düşük kan triptofan seviyesi olan obez insanların beyinlerindeki seroitinin eksikliğinin, çok fazla yeme örneklerine bağlantılı olduğu görülmektedir. Bazı çalışmalarda kronik enflamasyon ve immün sistemin fazla çalışmasının şişmanlıkta kritik rol oynadığı gözlenmiştir. Triptofan, beyinde serotinin üretimine ihtiyaç duyar. Gerçek şu ki; çalışmalar kilo düşüşü veya günlük alımdan bağımsız olarak obez hastaların düşük kalori ve azalan triptofan seviyeleri olduğunu göstermektedir. Yemeklerden 1 saat önce obez hastalarda 1000, 2000 ve 3000mg L-triptofan verildiğinde gözle görülür oranda kalori tüketiminin azaldığı gözlemlenmiştir. Triptofan alan obez hastalarda daha fazla kilo kaybının olduğu gözlemlenmiştir. Günlük Triptofan standart alımı 2-3 saatte bir yemeklerden önce 500 mg dozlar halinde olmalıdır.

6- Dinlenmedeki enerji harcama oranının onarılması

Düşük kalorili diyet, lif tüketimi, taze hormon dengesinin onarımı ve aşırı egzersiz yapılmasına rağmen bugüne kadar yaşlı insanların vücut yağ depolarında gözle görülür bir değişiklik sağlamak zordur. Uzun dönem kilo kaybının anahtarı, depolanmış vücut yağının yakılmasıdır. Nar çekirdeği yağı ve fucoxanthin alan yaşlı kişilerin sağlıklı vücut ağırlıklarına kavuşma konusunda sonuç aldıkları görülmüştür.

7- Sağlıklı ve uzun yaşam için yemek

Bilindiği üzere; yemek yeme kilo almaya neden olurken, uygun beslenme ile de daha sağlıklı bir yaşam, kilo kaybı ve hastalıklara karşı korunma sağlanılabilir. Yapılan bir araştırmada, yüksek ısıda pişen (250 C ve üzeri) yemeklerin tehlikeli olduğu ortaya çıkarılmıştır. Fazla pişmiş yemekler düşük ısıda pişen yemeklere göre vücut proteinlerine zarar verirler. Düşük ısıda pişen yemekler ise kilo kaybına yardımcı olurlar. Yemeklerinizin hazırlanma şekilleri vücut yağlarının azaltılmasında yardımcı olurken, yaşa bağlı hastalıklara karşı da vücudu korur. Aşırı kalori alımı dejeneratif hastalıkların başlangıç aşamasını ve yaşlanma sürecini hızlandırır. Ne olursa olsun yaşam şeklini değiştirmek için asla geç kalmış sayılmazsınız.

Alman Hastanesi’nden Diyetisyen Esra Aran / hürriyet

Süt ve Peynirin Zayıflamaya Yardımını Biliyor muydunuz?

Süt ürünleriyle beslenmenin aşırı kilolu insanların kilo vermesine yardımcı olduğu açıklandı

sut-peynir

Yeni yapılan bir araştırma, daha fazla peynir yemenin şişman insanların kilo vermesini sağladığını iddia ediyor. The Telegraph gazetesinde yer alan habere göre, Avustralyalı araştırmacılar, peynir gibi süt ürünleriyle beslenmenin aşırı kilolu insanların kilo vermesine yardımcı olduğunu söylüyorlar.

Curtin Teknoloji Üniversitesi’nde yapılan deneye katılan 40 gönüllü 12 hafta boyunca yağı alınarak kalorisi azaltılmış peynir, yoğurt ve süt ile beslendi. Günde 3 yerine 5 öğün süt ürünü tüketenlerin hızla kilo verdiği görüldü. Bu kişilerin tansiyonları normale inerken, göbek yağları da eridi. Araştırmacılar, yağı alınmış süt ürünü tüketenlerin kan basıncının daha düşük olduğunu, bu kişilerde şeker ve kalp hastalıkları riskinin de azaldığını açıkladı.

Peynir ve diğer süt ürünleri, vücudun metabolizmasını hızlandırırken, yüksek oranda protein içeriyor. Protein de çabucak doyma hissi oluşturuyor. Kilolu insanların yağ ve kalori alımlarını dikkatle izlemelerini öneren araştırmacılar, yüksek oranda protein, kalsiyum ve D vitamini içeren beslenmenin ölçülü bir kilo vermenin veya kilonuzu korumanın önemli bir parçası olabileceğini de sözlerine eklediler.

(Zaman)

Yağ Yakmanızı Hızlandıran 10 Bitki

Sağlıklı kilo vermek isteyenler, iştah azaltan ve yağ yakımını hızlandıran bu bitkileri tercih ediyorlar…

At kuyruğu bitkisi idrar sökücü özelliğiyle biliniyor. Yağ dokularını eritmeye yardım eden bitki yaraların iyileşmesine de yardımcı oluyor. Fakat tüm idrar söktürücü bitkilerde olduğu gibi fazla dozda kullanılırsa böbreklere zarar verebilir.

Maydanoz, metabolizmayı hızlandırarak bağ dokusunu güçlendiriyor. Maydanoz yemek ve çayını içmek, ödemlere ve vücudun su toplamasına karşı çok etkili bir yöntem olarak biliniyor.

Adaçayı zayıflamak isteyenler tarafından iştah kesici olarak kullanılıyor. Çay ve yemeklerde baharat olarak da kullanılabiliyor.

Fesleğen vücutta biriken fazla suyu atmaya yardımcı oluyor. Üstelik, içindeki eter yağların moral yükseltici etkisi bulunuyor.

Kekik, sindirim sorunlarını tedavi edici etkiye sahip ve metabolizmayı hızlandırıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra yorgunluktan şikayet edenlere zindelik veriyor.

Civanperçemi, tatlıya karşı iştahı keser, tokluk hissi verir. Tazelik veren lezzeti, ağır yemeklerin tadını hafifletir.

Biberiye, sindirimi düzenler. İyi bir canlandırıcıdır, kan dolaşımını hızlandırır, cildi sıkılaştırır. Et yemeklerinde kullanılabilir.

Tere, vücuttaki yağ yakımını hızlandırıyor. İnce yaprakları pişince acılaştığı için çiğ yemek gerekir. Ayrıca içinde birçok vitamin barındırır.

Sinameki, kalın bağırsakta suyun emilmesini önleyerek müshil görevi yapar. Uzun süreli kullanımlarda bağırsaklarda yan etkilere yol açacağından idrar söktürücü özelliği bulunan rezene ve nane gibi bitkilerle desteklenmesi gerekiyor.

Balık otu, bünyenin kimyasını hızlandırarak zayıflamaya destek olur. İçindeki maddeler tırnakları güçlendirerek saçlara parlaklık verir. Salata ve meyveli içecekler içinde kullanılabilir.

Önemli Besin Değeri Olan Sütün Zayıflattığı Belirlendi

süt-zayıflatıyor

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tanju Besler, şişman bireylerin diyetlerine süt ve süt ürünleri eklendiği ve kalsiyum düzeyi yükseltildiğinde zayıflamanın etkisini arttırdığını dile getirdi.

Prof. Dr. Besler, yaptığı açıklamada, kalsiyumun vücut ağırlığı denetimi konusunda etkin olduğuna yönelik bilimsel veriler olduğunu dile getirdi.

Kalsiyum açısından ve kalsiyumun kullanılabilirliği açısından en zengin besinin süt ve süt ürünleri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Besler, sözlerine şöyle devam etti:

”ABD’de yapılmış bir seri çalışma var, hala da devam ediyor. Çok net olarak bir sonuç olmamakla birlikte genellikle süt tüketiminin, yani kalsiyum sütten geldiği zaman vücut ağırlığı denetiminin çok daha iyi olduğu belirtiliyor. Şişman bireylerin diyetlerine süt ve süt ürünleri eklediğimiz ve kalsiyum düzeyini yükselttiğimiz zaman zayıflamanın etkin olduğunu gösteren birçok çalışma var.

Şişman bireylerde vücut ağırlığının düşmesinde kontrollü bir diyet içinde süt ve süt ürünlerini arttırılması ve yüksek kalsiyum seviyesinin sağlanmasının zayıflamaya neden olduğu ve vücut yağ oranını düşürdüğünü gösteren çalışmalar mevcut.”

Prof. Dr. Besler, süt ve süt ürünlerinin beslenme açısından çok önemli olduğunu belirterek, çalışmaların özellikle sağlık bozucu bir kavram, bir sorun olması nedeniyle şişmanlıktan korunmada da süt ve süt ürünlerinin önemli bir besin grubu olduğunu gösterdiğini belirtti.

10 Öneri = 10 Kilo

Kilo verme vakti! Size 10 kilo vermenize yardımcı olacak 10 önerimiz var…

10 kilo vermek zor iş. Ama burada yazan 10 temel kuralı uygulamak bu sürecin daha hızlanmasına ve daha sağlıklı olmasına yardımcı olacak. Hiçbir şeyi gözünüzde büyütmeyin, bir an önce motive olun, kararlılığınızı koruyun ve bu yazıyı mutlaka okuyun!

Birbirinizi destekleyin

Motivasyon diyetin yüzde 70’idir. Gerekirse yakın bir arkadaşınızı seçin ve onu bu konuda ‘koçun’ yapın. Mesela ona diyetinizi nasıl uyguladığınızı anlatın. Böylece o sizi bir yandan kontrol ederken, bir yandan da motive etmiş olur. Veya sizin gibi kilo vermek isteyen arkadaşlarınızla birlikte bu diyeti grup diyetine dönüştürün ve birbirinizi sürekli takip edin ve destekleyin.

Süreci kabullenin
10 kilo bir haftada verilmez, öncelikle bunu kabullenelim. Bu nedenle bir anda aşırı bir diyet programına girmek ve bir anda bir sürü kilo verileceğine inanmak pek de doğru olmayacaktır. Öncelikle belli bir zamana yayılmış, dengeli bir beslenme programı oluşturulması konusunda anlaşalım. Burada diyetin etki sürecini kabullenmek önemli bir adım olacaktır.

Diyetisyen kontrolü
10 kilo vermek kolay bir iş değil. Bu nedenle bunu mutlaka bir diyetisyen kontrolünde yapmanız çok daha güvenli ve sağlıklı olacaktır. “Ben 10 kilo vereceğim” kararını kesin olarak aldıktan sonra hemen bir diyetisyenden randevu almayı unutmayın. Emin olun, diyetisyende kat ettiğiniz yolları birebir görecek ve daha da motive olacaksınız.

Şekerli ve yağlı yiyeceklerle vedalaşın
Kilo vermek isteyen herkesin bildiği bir şeydir ama biz yine de hatırlatmak istedik. Şekerli ve yağlı gıdaları hayatınızdan çıkarın derken demek istediğimi tüm yağlı yiyecekleri çıkarın değil! Salatanıza bir kaşık zeytinyağı gayet sağlıklı olacaktır.

Balığa ‘merhaba’
Diyetin en iyi arkadaşı balıktır. Az kalorili, bol Omega3’lü, sebzelerle daha da lezzetlenen, sağlık için ideal bir besin balık… Bu nedenle balık bu kararlı diyet sürecinde sizin en sık karşılaştığınız yiyecek olacak.

Hareket şart
Kilo vermenin sadece diyetlerle mümkün olmadığını, ekstradan spor yapmamızın şart olduğunu biliyoruz. Sporu yaşam tarzımızın bir parçası haline getirmemiz gereklidir. Haftada en az 4 gün yürüyüş, bisiklet gibi egzersizleri uygulamamız sağlıklı olacaktır. Ayrıca her zaman asansör yerine merdiven, kısa mesafelerde otobüs yerine yürümeyi tercih etmemiz yardımcı olacaktır.

Buzdolabını kontrol edin
İrade bazen yetisini kaybeder. Buzdolabınızı açtığınızda karşınızda duran ton balığı yerine eliniz bir koca bir dilim çikolatalı pastaya gidebilir. Bu gibi irademizi kaybetme anları yaşamamamız için biz ‘ne olur ne olmaz’ deyip, buzdolabımızı abur cubur tarzı yiyeceklerden arındırmalıyız. Böylece dolabı açtığımızda karşılaştığımız şeyler her zaman sağlıklı besinler olur.

Öğün atlamayın
“Ne kadar az yersem o kadar çok kilo veririm” kesinlikle yanlış bir inanıştır. Bunu düşünerek, öğle veya akşam fark etmez; herhangi bir öğün atlanırsa, bu diyet kilo verememekten ziyade çok sağlıksız bir beslenme sistemine dönüşür. Bu nedenle önemli olan diyet programınızın gün içerisinde öğünlere dağıtılmış olan şekliyle, önerilen porsiyonlarda yemenizdir.

Öğün piramidi
Öğün piramidini diyetinizin temeline yerleştirin. Kuralınız hep aynı olsun: kahvaltı ve öğle öğünlerinde iyi beslenmeli, akşam yemeklerinde bunu hafifletmeliyiz. Unutmayın sabah ve öğle yemeklerinde alınan gıdalar günlük enerjinizi sağlar. Akşam yenilen yemeğin hafif olması ise güzel bir uyku çekmenize yardımcı olur.

İçeceklere de dikkat edin
Öncelikle alkolün kesinlikle hayatınızdan çıkarılması gerekir. Tabi burada kısıtlanan bir kadeh şarap değil; bol şekerli alkollü içeceklerin aşırı tüketimidir. Ayrıca kola, gazoz gibi asitli içeceklerden de uzak durun. Bol su içmeye özen gösterin.

Meyve ve sebzelerden bol bol
Sebzeler sağlık ve diyet için ideal besinlerdir. Hem az kalori içerirler, hem de vitamin deposudurlar. Aynı şekilde meyveler de… Günde en az 2-3 kez tüketilmesi gerekir. Zaten diyetisyeniniz size hazırladığı beslenme programında meyve ve sebze ağırlıklarına ve dengelerine dikkat edecektir.

Bilinçli tüketin

Her zaman ambalajların arkasını okuyun. Alacağınız yiyeceklerin içeriğinde neler olduğunu bilmeyi, dolayısıyla daha bilinçli bir alışveriş yapmayı alışkanlık haline getirin. Bunu yapmadığınızda hiç ummadığınız sürprizlerle karşılaşacağınızı unutmayın!

Sıkı Kalça ve Basen İçin Yapılması Gerekenler.

Sıkı bir kalça ve kalkık bir popoya sahip olmak için yapılması gerekenler çok basit

Zamanla yerçekimine maruz kalan popomuz ve gitgide yanlara doğru genişlemeye başlayan kalçamızı sıkılaştırmak hepimizin hayalidir. Bu hayal gerçekleştirmek aslında hiç de zor değil. Hadi, ne yiyip yemememiz gerektiğini öğrenelim ve bu egzersizleri hemen uygulayalım! Bikini giymeye çok az kaldı…

Ne yemeli?
Nişastalı besinler tercih edilmelidir. Yağsız et, balık, tavuk, yumurta gibi yiyecekler kalçalarınızın için çok yararlıdır. Hamur işi gıdaları ise akşam saatleri yerine öğle saatlerinde tüketmeye özen gösterin. İçecek olarak da bol su içmek komple sağlığımız için önemli olduğu gibi kalça ve popomuzun formunu korumamız açısından da faydalıdır. Ayrıca çay, çorba gibi sıcak içecekler de tüketilebilir. Az kalorili, bol vitamin ve mineralli meyve ve sebzelerin tüketimine de ağırlık verilmeli.

Ne yememeli?
Kalçalarda formu korumak için yağ kullanımı en aza indirgenmelidir. Kızartma yiyeceklerden ve ağır soslardan da uzak durulmalıdır. Tuzu da mümkün olduğu kadar az kullanmamız gerekir. Gazoz gibi asitli içeceklerden kesinlikle uzak durulması gerekir. Kalçaların en büyük tehlikesi ise şekerdir, çünkü alındığı zaman vücutta direk kalça ve popo bölgesine yerleşir.

Soğuk duş etkisi
Soğuk su bacak, kalça gibi selülit ihtimalli bölgelerimiz için atalarımızdan kalma bir yöntem olsa da, oldukça etkilidir. Söylendiğinde kulağa ürkütücü gelebilir, ama burada size bahsettiğimiz saatlerce ‘buz’ gibi bir duş almak değil. Yapmanız gereken ılık suyla banyonuzu yaptıktan sonra, kalça ve üst bacak bölgenize tazyikli soğuk su püskürtmeniz. Bu şekilde vücudunuzun o bölgesindeki kan dolaşımı hızlanacak ve cildiniz canlanacaktır.

Hangi sporları yapmalı?
Kalça ve popomuzun şekillenmesi için en ideal spor yüzmedir. Hatta daha fazla etki görmek için daha fazla efor sarf etmenizi sağlayacak olan paletleri de kullanabilirsiniz. Ayağınıza paletleri de taktıktan sonra her gün yarım saat yüzdüğünüzde çok kısa bir zamanda kaslı kalça ve popolara sahip olabilirsiniz.

Ayrıca koşu, yürüyüş, paten ve bisiklet bacaklarımızı çalıştırdığı gibi kalçalarımızı da çalıştıran sporlardır. Dolayısıyla ince bir kalça için 30 dakikalık bir koşu, sıkı popo için paten, kalçanın çalışması için ritimli yürüyüş ve pedal çevirirken şekillenen bir popo için bisiklet yapmanız çok işe yarayacaktır.

Spor sevmeyenler ise dans etmeyi deneyebilirler. Çünkü özellikle Latin, Afrika gibi dinamik danslar kalça ve poponun kas kazanmasını ve şekillenmesini sağlar.

Vazgeçmeyin. Diyeti Neden Bırakıyoruz

Diyet yaparken motivasyonumuzu düşüren sebepleri bilmek kilo vermeyi kolaylaştırıyor.

Diyet yapmak, kilo vermek, zayıflamak, zor bir süreç… Diyet ilk başlarda işe yarayıp, kilo verdiğimizi görünce motivasyonumuz artar. Ancak bir süre sonra diyete devam etmek zorlaşır ve kilo verme hızı yavaşlar. Diyeti bitirmekle, devam etmek arasında gidip geliriz. Diyet yapmaktan daha sıkıntılı bir dönemdir bu. Bu arada verdiğimiz kiloları geri almış bile oluruz.

Bu süreci hepimiz yaşıyoruz. Motivasyon düşünce diyeti bırakıyoruz. Bunun nedenlerini anlamak bir sonraki diyet döneminde daha motive ve kararlı olmamıza yardımcı olabilir. Diyeti bırakma nedenlerimizi Diyetisyen Seçil Kenar anlatıyor.

1. Diyete devam ettiğiniz süre içerisinde kilo verme hızınız yavaşlıyor;
Diyete başladığınız dönemde ayda 4-5 kg (yüksek ağırlıkta başlayanlar için 6-7 kg) verilirken, geçen sürede kilo verme hızınız azalıyor. Bazen diyet ve egzersiz yapmanıza rağmen hiç kilo veremediğinizi de görüyorsunuz.

Metabolizmamız hep yaşamaya yönlendirilmiş olarak yaratılmıştır. Yani az besin tüketmeye, diyet yapmaya başladığınızda metabolizmanız bu durumu siz kıtlıktasınız diye algılamaktadır. Aldığınız kaloriyi azalttıkça o da size adapte olmakta, açlıktan ölmenizi engellemek için o da kendi harcadığı enerjiyi azaltarak sizin kilo vermenizi yavaşlatmaktadır.

Bu yüzden diyete başlarken akılcı hedefler koyar ve her geçen gün ağırlık kaybetme hızınızın azalacağını bilirseniz motivasyonunuzu kaybetmezsiniz.

2. Daha sık acıkmaya başladınız;
İlk diyete başladığınızda hiç acıkmıyordunuz. Fakat 2 ay sonra çok daha fazla acıkmaya ve diyette ki besinlerle doymamaya başladınız.

Zayıflama devam ederken vücutta insülin seviyesi artar ve bu durumda daha sık acıkmaya başlarsınız. Diyetisyeninizle konuşun. Ara öğün miktarlarını arttırmak acıkmaları engelleyecektir.

3. Aynı besinleri tüketmekten bıktınız, diyetten sıkıldınız;
Diyet kişiye özgüdür ve kişinin istekleri ve yemek düzeni ona göre ayarlanmalıdır. Fakat her gün pasta, börek, pizza her canınızın istediği yüksek kalorili besinleri yiyerek zayıflamamız da hayaldir.

Çok sıkıldığınızı hissettiğiniz durumlarda diyetisyeninize danışarak haftada bir veya iki kez istediğiniz besinlerden tüketebilirsiniz. Diyet listenizde besin alternatifleri isteyebilirsiniz.

Örneğin akşamüzeri sürekli meyve yemek yerine arada ½ simit, meyveli yoğurt, kepekli bisküvi tarzında seçenekleri koyabilirsiniz.

4. Sürekli diyette olduğunuzu düşünüyorsunuz, diyetteyim psikolojisine girdiniz.
Evet diyet yapmak gerçekten uzun bir süreçtir. Sürekli diyette olduğunuzu düşünür ve kısıtlandığınız için psikolojik olarak bir süre sonra yıpranırsınız. Bu yüzden siz diyette değilsiniz, siz sağlıklı yaşıyorsunuz, hayat tarzınızı değiştirmeye çalışıyorsunuz.

5. Çevremdeki kişiler sürekli yorum yapıyorlar.
Diyete devam ettiğiniz süre içerisinde çevrenizdekiler sizde ki gözle görünen değişimi fark ederek çok kilo verdiğinizi söyleyip, yorum yapacaklardır. ‘Yüzün çöktü artık diyet yapma, bence çok hızlı kilo verdin, bu kadar yeter daha fazla verme’ tarzında bir çok yorum duyacaksınız. Bu cümleler bir süre sonra motivasyonunuzun azalmasına sebep olacaktır.
Bu durumda diyetisyeninize güvenin, kaç kilo olmanız gerektiği, yağ ölçümlerinizin hangi aralıklarda takip edilmesi gerektiğini konuşun.

6. 1 gün diyeti bozduğumda hemen kilo alıyorsunuz, diyeti bırakınca yine eski kilonuza geri döneceğinizi düşünüyorsunuz;
Vücudunuz kilo almanızı sağlamak için bu dönemde en ufak kaçamaklarınızda bile hemen yağ olarak depolama eğilimi gösterecektir. Fakat, olmanız gereken kiloya geldiğinizde ve o kiloda 6-7 ay kaldıktan ve metabolizmanız diyet psikolojisinden çıktıktan sonra bu tür küçük kaçamaklar sonucunda kilo almadığınızı göreceksiniz.

7. Çocuğunuz hastaydı veya işiniz çok yoğundu, bu hafta diyete uyamadınız ve motivasyonunuz azaldı, tekrar diyetisyenin karşısına çıkmak istemiyorsunuz.
Tabii ki hiç kimsenin hayatı süper değil. Hepimiz belli dönemlerde hastalık, iş yoğunlukları, yorgunluk gibi dönemler yaşıyoruz. Bu süreçte diyetinize uyamamış, kilo vermemiş veya kilo almış olabilirsiniz, bu tip sorunları herkes yaşıyor. Kimse diyete başlayıp süper bir şekilde diyete devam etmiyor, mutlaka hafif bozmalar olacaktır.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ya hep ya hiç şeklinde düşünülmemelidir. Bir kez diyeti bozduğunuzda aynen hiç bir şey olmamış gibi diyete devam edilmelidir. Fakat unutulmamalıdır ki çok fazla kaçırmalar da bir süre sonra diyetten kopmaya sebebiyet vermektedir. Bu çok ince ayrımı yapmak zorundasınız.

8. Diyet yapmamak için sürekli bahaneler buluyorsunuz;
Diyet sürecinde danışanlarımdan çeşitli bahaneler dinliyorum. Bu hafta spor yapamadım çok yoğundum, ofis dışında yemek yiyorum ne yiyeceğimi bulamadım, ara öğünlerimi tüketemiyorum gibi… Diyet yapmamak için bahane bulabilirsiniz ama unutmayın ki bunlar sadece bahane… Burada önemli olan kendinizle yüzleşmeniz ve gerçekten diyeti neden yapmadığınız ve nerelerde hata yaptığınızı diyetisyeninizle çözmeye çalışın, bahane üretmek yerine hayat tarzınızı değiştirecek adımlar atın.

Diyeti bırakmamak için;

  • Kilo verme hedeflerini kısa süreler ve az miktarlarda koyun, örneğin 100 kg olarak diyete başlıyorsunuz 2 ayda 7-8 kg verelim daha sonra ki hedefimizi 92 kilo da belirleriz şeklinde devam etmek motivasyonunuzu arttıracaktır. Unutmayın ki yüksek hedefler motivasyonu düşürür. Kısa hedefler ise motivasyonu arttırır.
  • Yeni diyet tarifleri deneyin, sürekli aynı ızgara yemekleri tüketmek diyete motivasyonunuzu azaltır. Diyet listelerinde sevdiğiniz besinleri arada diyetisyeninize danışarak tüketebilirsiniz.
  • Diyeti bozmak dünyanın sonu değildir, böyle bir durum olduğunda hiçbir şey olmamış gibi aynen diyetinize devam ediniz.
  • Her gün hep aynı şeyleri aynı saatte yemekten kaçının, özel günler, hafta sonları, davetler konusunda diyetisyeniniz ile mönü alternatifleri yazın.
  • Gün içerisinde yemek istediğiniz veya aklınıza gelen besinleri not alıp bunları hangi miktarda, neyin yerine yiyebileceğinizi diyetisyeninize danışın.
  • Sebepler üretmek yerine çözümler üretmeye çalışın, kendinizle yüzleşin, gerekiyorsa psikoloğa danışın.
  • 1 hafta kilo verememiş olabilirsiniz, bunun moralinizi bozmasına izin vermeyin.
  • Motivasyonunuzu arttırmak için kendinize küçük ödüller verin fakat bunlar yemek olmasın, kendinize ufak hediyeler alın veya güzel bir kahve ısmarlayın.
  • Sürekli her yerde diyetten ve kaç kilo verdiğinizden bahsetmeyin, unutmayın diyet yapmak geçici özel bir durum değildir, siz hayat tarzınızı değiştirmek istiyorsunuz.
  • Çevrenizin size söylemiş olduğu diyet önerileri (benim diyetimde sıcak su vardı, seninkinde neden yok v.b cümleler) ve vücudunuz konusunda ki yorumlara kulak asmayın sadece önemli olan sizin kendinizi iyi hissetmenizdir.
  • Kendinize güvenin, kaç kez diyeti bırakmış olursanız olun bu durumu düzeltebilirsiniz ve artık diyeti bitirebilirsiniz.

Motivasyon İçin Eşinizle Beraber Kilo Verin

Eşinizle birlikte diyet yapmak özellikle motivasyon açısından çok önemli. İki cinsiyetin de farklı beslenme ihtiyaç ve alışkanlıklarını da göz önünde bulundurarak uygulayacağınız diyetlerle motivasyonunuzu artırabilir, daha hızlı ve etkili kilo verebilirsiniz.esinizle-birlikte-diyet

İhtiyaçlarınızı ve amaçlarınızı ayırt edin
Birlikte diyet yapmanız, yediğiniz içtiğiniz her şeyin de aynı olması gerektiği anlamına gelmez. Unutmayın; kadının ve erkeğin enerji ihtiyaçları farklıdır. Örneğin bir erkek günde 2200 kaloriye ihtiyaç duyarken, kadının günde 1800 kaloriye ihtiyacı vardır. Dolayısıyla burada yapılması gereken, birbirinize uyumlu bir şekilde; ama birbirinizden farklı ihtiyaçlara göre beslenmenizdir.

İrade zorlayıcılara son
Sağlıksız olan, ama bir yandan da iradenizi korkunç zorlayan yiyecekler nedir? Mesela bol yağlı bir patates cipsi mi, yoksa çikolatalı bir pasta mı? Bunları belirleyin ve dürüstçe partnerinize söyleyin. O da aynı şekilde size söylesin. İkinizin irade zorlayıcılarınız kesişmiyor olsa bile, siz hepsini birden ortadan kaldırın, alışveriş listelerinizden de silin. Çünkü biriniz yediğinizde diğerinizin de canı çekecek, bu yiyecekten uzak durmanız zorlaşacaktır.

Birbirinizi motive edin
Motivasyon kilo vermede önemli bir unsurdur. Sizin kendi kendinizi motive ettiğiniz gibi eşinizin de sizi motive etmesi (aynı şekilde de sizin onu) diyetinizi çok daha başarılı kılacaktır. Kilo vermeye başladığını fark ettiğinizde bunu birbirinize söyleyin veya “Bugün çok güzel / yakışıklı gözüküyorsun” demekten çekinmemeyi kendinize aşılayın. Birinizin kilo vermesi diğerini motive edebilmeli; birbirinize destek olmalısınız. Kilo ile ilgili birbirinizi eleştirmekten ise kesinlikle uzak durun!

Ödüllendirin
Kendinize aşama aşama hedef koyun ve bunu birbirinizle paylaşın. Daha sonra ikiniz de her hedefin ucuna bir ödül koyun. Ve ödül yarışı başlasın… İlk kim hedefe ulaşırsa, onun istediğini birlikte gerçekleştirin. Bu birlikte geçireceğiniz bir haftasonu tatili veya birlikte çıkacağınız keyifli bir alışveriş olabilir. Hedefler ve ödüller ikinizin de motivasyonunu ayakta tutacaktır.

Alışkanlıkların cinsiyetini değiştirin
Kadın ve erkeğin beslenme ihtiyaçlarının farklılığından yukarıda söz etmiştik. Aynı şekilde beslenme alışkanlıkları da kadın ve erkekte farklı gelişir. Örneğin kadınlar erkeklere göre daha fazla çeşitte ve daha küçük porsiyonlarda beslenir; ve her zaman atıştırmaya meyillidirler… Erkekler de genelde mönülerinde sebze ve meyveye yer vermezler. Dolayısıyla iki taraf da birbirinin sağlıklı alışkanlıklarını edinmek için çabalar ve sağlıksız olan alışkanlıkları ortadan kaldırırsa diyetiniz çok işe yarayacaktır.

Ortak spor alanı
Elbette kadın ve erkeğin spor anlayışları da oldukça farklıdır. Erkekler genelde yoga yerine halter kaldırmayı tercih eder, kadınlar ise futbol yerine yürüyüşü… Ama eğer ikinizin de sevdiği ve birlikte yapabileceğiniz bir spor aktivitesi bulursanız, buna birlikte haftada 1-2 gün ayırmayı deneyin. Bu bisiklet veya tenis de olabilir, yürüyüş veya yüzme de… Ayrıca, haftada birkaç gün birlikte yapacağınız tempolu yürüyüşler de formunuzu korumaya yardımcı olacaktır. Birlikte yapmanız biriniz üşendiğinde diğerinin motive etmesine de yardımcı olacaktır.
bölgesel zayıflamak ister misiniz

Kalp Hastalıklarında Diyet ve Beslenme Programı

Kalp hastalıkları belli bir beslenme programma uyulmasını zorunlu kılar. Hangi kalp hastalığı söz konusu olursa olsun, diyet tedavisinin amacı vücut için gerekli besleyici maddeleri sağlarken, kalbin yorulmasını olabildiğince önlemektir. Vücudun dolaşım dengesini yeniden kurabildiği (kompanse) ve kuramadığı (dekompanse) kalp hastalıklarında beslenmenin niteliğinden çok, niceliği değişir.
Dekompanse kalp hastalığı dendiğinde kalbin dokuların gereksinimlerini, özellikle de oksijen gereksinimini karşılamada yetersiz kaldığı anlaşılır. Başka bir deyişle kalp kendisine ulaşan bütün kanı pompalayacak ve uygun bir hızla dolaşabilmesi için gerekli gücü uygulayacak durumda değildir. Kompanse kalp hastalığında ise kalp hasta olmakla birlikte dokuların gereksinimlerini karşılamaya yeterli bir kan dolaşımı sağlayabilir.

KOMPANSE KALP HASTALIGI

Kalp hastası için uygun besinler seçilirken besinlerin sodyum içermemesine ve kolay sindirilebilir olmasına özellikle dikkat edilmelidir. Sindirim bir iştir. Sindirim sırasında sindirim organlanna önemli miktarda kan gider. Ne kadar çok besin alınır, sindirim ne kadar uzar ve güçleşirse sindirim organlanna da o kadar fazla kan gitmesi gerekir. Kan kütlesinin her hareketi ve genel olarak dolaşımdaki her ağırlaşma, sistemin motor gücü olan kalp üzerinde bir baskı yaratır. Bu nedenle kalp hastalarının tuz yememenin dışında diyet uygulamaları ve öğünlerde çok yememeleri gerekir.
Aynca besinlerin hacmi fazla olmamalı, yani çok yer kaplamadan gerekli miktarda kalori içeren besinler seçilmelidir. Böylece mide aşırı gerilmez. Bunun ıki yararı vardır. Birincisi sindirim sistemine daha az miktarda kan gitmesi gerekir; ikincisi diyafram daha az yükselir. Mide hemen diyaframın altında yer aldığından midenin şişmesi diyaframm kalkmasma yol açar. Diyafram başlıca solunum kasıdır; kasıldığında
göğüs kafesiniıı kapasitesi artar ve dış ortamdan akciğerlere daha çok oksijen girer. Şişkin mide bu hareketi sınırlayan mekanik bir engel oluşturur. Bu durumda akciğerlere daha az hava girer ve buna bağlı olarak kalp hastasmm zaten yetersiz olan oksijen alımı daha da azahr. Kalp bu eksikliği karşılamak için olabildiğince sık ve uzun süreli kasılmak zorunda kalır. Böylece kan akımım hızlandırmaya ve var olan bütün oksijeni alabilmek için akciğerlerden olabildiğince çok ’sayıda alyuvarın geçmesini sağlamaya çalışır. Ama kalbin yedek kapasiteleri azalmış olduğundan, ağır bir yemekten sonra kalp hastasının solunum güçlüğü çekmesi kaçınılmazdır; çünkü vücut, solunumu sıklaştırarak akciğerlere ulaşan oksijen miktannı artırmaya çalışır. Kalbin aşırı çalışmasını önlemek için kalp hastaları çok yememeli, yemeklerde fazla su ve sıvı içmemeli, gazlı içeceklerden ve bağırsaklarda mayalanmayı artıran sebzelerden kaçınmalıdırlar. Bitkisel besinlerden kaçınmak genel olarak yemeğin hacmini azaltır; çünkü bunların net besin değeri eşit hacimdeki hayvansal besinlerden azdır. Ama burada iki sorun ortaya çıkar. Bunlardan biri kabızlık, öbürü ise hayvansal besinlerdeki yüksek yağ oranıdır. Kalp hastası uygulanan beslenme rejiminden bağımsız olarak zaten kabızlıktan yakınır; bunun nedeni kalp işlevinin zayıflamasına bağlı olarak sindirim kanalında gerçekleşen kan göllenmesıdir. Bu olay özellikle dekompanse kalp hastalığında belirgindir. Kabızlık hem atık maddelerin uzak laştırılmasının yavaşlaması, hem de dışkılama sırasındaki zorlamalar nedeniyle sakıncalıdır. Ikınma kan dolaşımında ani bir yavaşlamaya ve kalbin ancak şiddetli bir zorlanmayla aşabileceği bir basınç artışına yol açar. Kalp hastası bu nedenle dışkılama sırasında çok tehlikeli olabilecek kuvvetli ıkınmalardan kaçınmalıdır. Sorunu bir ölçüde de olsa çözmek, bu arada hastanın yeşillik ve sebzelerden yeterli vitamin ve mineralleri almasını sağlamak için beslenmenin dengeli olması zorunludur. Bir yandan yemeğin hacmi azaltılmalı, bir yandan da vitamin ve mineral eksikliği ile kabızlık önlenmelidir.
Kalp hastası akşam yemeğini hafif ve yatmadan en az üç saat önce yemelidir. Yatmadan önce sindirim tamamlanmış olmalıdır, çünkü yatay konumda zaten hasta olan kalbin yükü daha da artar. Yiyecekleri iyice çiğneme ve görece yavaş yeme, sindirimi önemli ölçüde kolaylaştırır.
Yavaş ve zor sindirilen bütün besinlerden, büşta kızartmalar olmak üzere her türiü katı yağlardan, pasta, krema ve kurabiyelerden özellikle kaçınılmalıdır; çünkü bunların sindirim salgılarınca yumuşatılması ve işlenmesi güçtür. Gene aynı nedenle taze ekmek yerine bayat ekmek, tost ekmeği ya da grissini yeğ tutulmalıdır. Sebze ve meyveleri pişirmek daha iyidir. Çünkü pişirme bu besinlerin sindirimini kolaylaştırır ve hacmini küçültür.
Kalp hastası genel olarak vücut ağırlığına ve yaşına göre önerilen miktardan biraz az kalori almalıdır. Katı yağ oranı çok azaltılmalı, protein oranı normal olmalı, proteinler özellikle etten alınmalı ve yağın azaltılmasını karşılayacak biçimde şeker oranı artırılmalıdır.

DEKOMPANSE KALP HASTALIGI

Kompanse kalp hastalığı için yapılan bütün öneriler dekompanse kalp hastalığı için de geçeriidir. Ama bu durumda daha katı kısıtlamalara gidilmelidir; çünkü kalp çok daha kötü durumdadır ve her hatanın bedeli hemen ödenir. Günlük kalori miktan 1.500ü aşmamalıdır. Tedavinin başlangıcında hekim gerekli görürse çok sıkı bir rejim uygulayabilir ve beslenmeyi yalnızca sıvılardan oluşan bir diyetle sınırlayabilir.
Dekompanse kalp hastasının beslenmesinde tuz (sodyum) sorunu çok önemlidir. Her şeyden önce ödemlerin
ortaya çıkmasını önlemek için kesin bir tuz kısıtlamasına gidilir. Hastada ödem varsa kan dolaşımının ağırlaşmasını önlemek ve ödemlerin çözülmesini sağlamak için tuz bütünüyle kesilir. Sodyum başlıca hücre dışı elektrolittir; belirli bir miktarda suyu kendine bağladığından hem damar yatağındaki, hem de dokular arasındaki sıvı miktarını artıran başlıca etkendir. Dekompanse kalp hastalığında alınan sodyum ve su miktan azaltılsa bile, atılan miktar çok daha fazla azaldığından vücutta tutulan su ve sodyum miktarı artar. Tutulan su belirli sınırlan aşarsa ödem ortaya çıkar. Bu sorunu önlemenin en temel yolu alman sodyum miktarını atılan sodyum miktannm azalmasıyla orantılı olarak azaltmaktır. Hastalık ne kadar ağırsa, vücut-ta o kadar fazla sodyum tutulur. Dolayısıyla her durum için uygun olacak bir sodyum miktarı vermek olanaksızdır. Ama besinlerin içindeki doğal sodyum milctannın yeterli olacağı ve yemek hazıriamrken kesinlikle dışandan tuz konmaması gerektiği genel olarak kabul edilir. Kısacası kalp hastası ne yemeğine, ne salatasına, ne de başka bir yiyeceğine tuz katmalıdır. Dekompanse kalp hastalığı olanların günde bir litreden fazla su içmemesi önerilir

En Kolay Kalori Yakma Yolları

Özel diyet gıdaları almadan ya da spor salonuna gitmeden kilo verebilir misiniz? Evet!

Hayatınızda önemli değişiklikler yaparak, paradan tasarruf ederken emniyetli ve kalıcı bir biçimde kilo vereceksiniz.
1. Eliniz abur cubura değil, suya uzansın. İştahınızı yatıştırmanın eldeki en ucuz, en emniyetli yolu bu…
2. Dolapları boş tutun. Hem paradan hem de sizi caydıracak şeylerden tasarruf edersiniz. Etrafınızdaki yiyecek çeşitlerini azaltmanız sizi gereksiz yere atıştırmaktan alıkoyacak.
3. İlham verici bir şeyler yapın. Kilo verdiğinizde giymekten büyük keyif alacağınız bir elbiseyi buzdolanızın kapağına yapıştırarak kendinizi teşvik edebilirsiniz. Göbeğinize ‘piercing’ yaptırmak da zayıflama azminizi artıracak bir fikir olabilir.
4. Baharatları dilediğiniz gibi kullanın. Araştırmalara göre, zencefil, kırmızıbiber, pul biber gibi baharatlar ve bunlarla yapılan soslar vücudunuzun yağ yakma kabiliyetini %25 oranında artırabilir.
5. Kilo vermek için uyuyun. Uykunuzu yeteri kadar almanız, daha fazla enerji elde etmek için yemek yemenizi engeller. Yapılan son bir araştırmaya göre, yeterince uyuyan bir kadının metabolizması %40 oranında artıyor.
6. Gece mutfak seferlerine bir son verin. Araştırmacılar karanlık odaların ve gecenin karanlığının bizi daha fazla yemeye sevk ettiğini belirtiyorlar. Yataya bir saat erken girmeyi deneyin. Evinizde daha neşeli, parlak ışıklara yer verin, hem daha mutlu olacak hem de daha az atıştıracaksınız.
7. Kahvaltıyı kesinlikle sektirmeyin. Gün için gereken enerji yakıtınızı almanızı ve öğle yemeğinde kendinizi daha az aç hissetmenizi sağlar.
8. Doğru bir biçimde atıştırın. Sert bir şeker 20 kalori civarındadır, tüketme süresi 20 dakikaya kadar çıkabilir. 400 kalori içeren bir dondurma külahı ise on dakikaya kalmadan midenizde olur.
9. İçinizden çılgınca yemek yemek geliyorsa, size kendinizi iyi hissettiren müzikler dinleyin. Araştırmacılar müziğin beyindeki, en sevilen yiyeceği yemenin etkilediği merkezi harekete geçirdiğini belirtiyorlar.
10. Yeşil çay için. İsviçre Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırmanın sonuçlarına göre, yeşil çay içmek vücudun yaktığı kalori miktarını artırıyor. Günde üç fincan içmeye çalışın.
11. Yediğiniz şeye yoğunlaşın. TV izlerken, bir şeyler okurken, ders çalışırken ya da e-mail’lerinizi yanıtlarken yiyecekleri gözden uzak tutun.
12. Dışarı çıkın. Günde en az yirmi dakikayı dışarıda oturarak ya da yürüyerek geçirin. Güneş ışığı içinizdeki yeme istediğini kontrol etmenize yardımcı olur.