Categories

Archive for the ‘Uyarılar’ Category

Zayıflama Hastalığına mı Yakalandınız

Sürekli kafanızda dönen kalori hesapları, yedikten sonra duyulan suçluluk, neredeyse hiçbir şey yemeden geçirilen koca bir gün. Bunlar size yabancı gelmiyorsa, siz de sayıları hızla artan zayıflama tutkunlarından biri olabilirsiniz. ‘Az önce yediğim bir dilim pastada kaç kalori vardı? Aldığım kalorileri harcamak için bugün mutlaka spor yapmalıyım. Akşama sadece salata mı yesem acaba?’ Hangi kadın gün içinde kendisiyle bunları konuşmuyor ki? Belki siz bir zayıflama tutkunu olmayabilirsiniz ama kilolarınızla ilgili sorununuz varsa, bu sözler az ya da çok kafanızdan mutlaka geçiyordur. Eğer saplantılı bir şekilde her yediğinizin kalori hesabını yapıyorsanız, o zaman siz de zayıflama çılgınlığının kıskancına girmiş olabilirsiniz. Kendinizi test ederek öğrenmeye ne dersiniz?

1 Yıl boyunca kilonuzda ortalama ne kadar fark oluyor?
- En fazla bir iki kilo
- Dört kiloya kadar (4 puan)
- Beş kilo veya daha fazla (6 puan)

2 Yemek yemeyi ne kadar sık düşünürsünüz?
- Sadece aç olduğum zamanlarda
- Daha akşam olmadan, akşam yemeğimin lezzetlini düşünüyorum (1 puan)
- Doğruyu söylemek gerekirse sürekli yemek düşünüyorum (6 puan)

3 İnce bir vücuda sahip olmak…
- … Benim için oldukça önemli (6 puan)
- … Çok istiyorum, ama kilo veremiyorum (2 puan)
- … Daha ince olmak güzel olurdu. Ama benim için önemli olan kendimi iyi hissetmek

4 Yemekten kaçındığınız besin maddeleri var mı?
- Evet, var. Örneğin kola, patates kızartması, mayonez gibi (2 puan)
- Evet. Yağ, şeker veya karbonhidrat içeren bütün gıdalardan uzak duruyorum (5 puan)
- Hayır

5 Aynanın karşısında dururken, ‘ne kadar da şişmanım’ diye düşünüyor musunuz?
- Evet. (4 puan)
- Bazen (2 puan)
- Hayır

6 Ne sıklıkta spor yapıyorsunuz?
- Maalesef hiçbir zaman
- Haftada bir iki gün spor yapmaya çalışıyorum (1 puan)
- Kilo vermeyi çok istediğim için hemen hemen her gün (6 puan)

7 Ne kadar sıklıkta tartılıyorsunuz?
- Her gün (6 puan)
- En fazla haftada bir kez (1 puan)
- Tartım yok

8 Arkadaşlarınızla birlikte yemeğe çıkıyor musunuz?
- Evet
- Hayır, kalabalık yerlerde yemek yemekten hoşlanmıyorum. (6 puan)

9 Düzenli olarak kahvaltı yapıyor musunuz?
- Genelde hayır (6 puan)
- Hafta sonları evet ama diğer günlerde zamanım olmuyor (1 puan)
- Her zaman. Kahvaltı, güne başlamak için ihtiyacım olan enerji kaynağı

10 Bir dilim beyaz ekmekte ne kadar kalori olduğunu biliyor musunuz?
- Evet, yaklaşık olarak 90 kalori. (5 puan)
- Açmadan daha az olduğu kesin (1 puan)
- Hiçbir fikrim yok

11 Zayıf olan insanların daha mutlu mu olduklarını düşünüyorsunuz?
- Evet (6 puan)
- Hayır
- Kesin diyemem (1 puan)

12 Eğer dün akşam rejiminizi bozduysanız bugün ne yaparsınız?
- Bütün gün aç dururum (6 puan)
- Gün boyunca sadece kalorisi düşük şeyler yerim (2 puan)
- Hiç önemli değil

13 Aşağıda yer alan ifadelerden bazıları sizinle örtüşüyor mu?
- Zayıflamak için kusuyorum (6 puan)
- Yemek seçiyorum ve her bir lokmayı düzenli olarak sonuna kadar çiğniyorum (5 puan)
- Yemek konusunda belirli bir alışkanlığım yok

Değerlendirme: Cevapların yanlarında yer alan puanlarınızı toplayın.

0 – 24 puan arası
Zayıflama hastalığı sizden çok uzak bir kavram. Daha ince görünmek için bir diyetten öbürüne geçen etrafınızdaki insanlardan pek de etkilenmiyorsunuz. Kalorili yemekler sizin için uzak durmanız gereken zararlı şeyler değil, tam tersine mükemmel bir ziyafet anlamına geliyor. Belki manken gibi bir fiziğiniz yok ama siz halinizden memnunsunuz ve böyle de güzel olduğunuzu düşünüyorsunuz. Kusursuz hatlardan oluşan bir vücuda sahip olabilmek sizin için çok da önemli değil. Sizin için asıl önemli olan mutlu olmak. Aslında böyle düşünerek en doğrusunu yapıyorsunuz.

25 – 49 puan arası
İŞE yaramış ya da yaramamış, en az on diyeti arkanızda bıraktınız. Zayıflayabilmek için gazete ve dergilerde yazan bütün diyet yazılarını okudunuz. Hiçbir şey yapamasanız bile üç beyazdan hep uzak durmaya çalıştınız. Yemeği fazla kaçırdığınızda kendinizi kötü hissettiniz. Fakat hiçbir zaman böyle bir durumda kendinizi açlıkla cezalandırmadınız. Kilonuzu kontrol edebilmek için bazı kurallarınız olması güzel. Ama bu kuralların hayatınızı sıkıcı hale getirmesine izin vermeyin.

50 – 70 puan arası
Ne yediğiniz sizin için çok önemli. Yemeden önce mutlaka kalori hesabını kafanızda yapıyorsunuz. Açlığınızı hissedinceye kadar hiçbir şey yemiyorsunuz. Öğünlerinizi sürekli atlıyorsunuz. Açlıktan mideniz kazındıktan sonra kendinizi koca bir porsiyon yemeği çabucak yemiş olarak buluyorsunuz. Sonraki pişmanlıksa peşinizi hiç bırakmıyor. Fakat unutmayın ki, fiziki görünümünüzü bu kadar kafanıza takarak ne mutlu olabilirsiniz ne de daha zayıf! Eğer toplamış olduğunuz puanlar burada belirtilen aralıkların üzerinde ise, bir psikolog ve/veya diyetisyenden yardım almanızı tavsiye ediyoruz. Çünkü zayıflama hastalığına yatkın görünüyorsunuz.

Şok Diyetler Hakkında

Şişmanlık birçok kişinin ortak derdi. Zaten bu nedenle bir çok diyet önerisi var. Ancak bilim bu diyetlerin çok küçük bir bölümünü doğru kabul ediyor.sok-diyet

Yanlış diyetleri uygulayarak hızla zayıflayabilirsiniz. Ancak aynı hızla da kilo alırsınız. Üstelik sağlığınızdan da olursunuz.

Şişmanlık bir estetik sorun olmaktan öte bir hastalık olarak kabul ediliyor. Artık kilolu olan herkes sağlığı için zayıflama çabasında. Yapılan araştırmalar kilo vermenin sayısız faydasını ortaya koyuyor. Kilo vermeye başladığınız andan itibaren, insülin direnci düşüyor, dokular insülini kullanmaya başlıyor, kan şekeri, dolayısı ile açlık kontrol altına alınıyor, kolesterol ve yüksek tansiyon düşünüyor. Kalp damar hastalığı riski azalırken, bağışıklık sitemini güçleniyor. Hatta depresyona yatkınlık dahi azalıyor. Ancak tüm bu yararlar kontrollü ve dengeli bir şekilde kilo verildiği zaman ortaya çıkıyor.

Acıbadem Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Şengül Sangu, “Hızlı kilo vermeyin” uyarısında bulunarak şöyle devam ediyor:
“Haftada 0,5 -1 kg kaybı sağlıklı ve kalıcı kilo kontrolüdür. Ağırlığınızın % 10-15’ini kaybetmek pek çok hastalık riskini azaltabilir.”

Her diyet uygulanamaz!
Zayıflama diyetlerinin kişinin günlük makro ve mikro besin öğesi ihtiyaçlarını karşılayan, damak tadına ve sosyal yaşamına uygun, varsa sağlık problemlerine çözüm getirici tıbbi öneriler olması gerekiyor. Ancak kısa sürede kilo vermeyi hedefleten ve bu kurallara uymayan pek çok diyet mevcut. Şengül Sangu, bu diyetleri ve sakıncalarını şöyle sıralıyor:

SİHİRLİ – ŞOK DİYETLER
Kısa sürede ağırlık kaybı sağlar, hızlı kaybedilen ağırlık; yağdan değil yağsız kitleden oluşur.
Eski beslenme alışkanlıklarına geri dönüldüğünde kaybedilen ağırlığın korunması mümkün olmaz, daha fazla kilo artışı olur.

ÇOK DÜŞÜK KALORİLİ DİYETLER
500 ile 800 veya daha az enerji gereksinimine göre düzenlenmemiş, kontrolsüzdür.
Kaybedilen ağırlığın korunmasına yönelik değildir.
Çeşitli minerallerin kaybı ve ölümle sonuçlanabilir.

SIVI VE TOZ FORMDA YA DA PAKETLENMİŞ ÜRÜNLER
Orta derecede açlık söz konusudur.

ÖZEL ÜRÜNLERİ ÖNEREN DİYETLER
Kişiler doğru beslenme alışkanlığı kazanmadıkları için ağırlıklarını koruyamazlar,
Yetersiz ve dengesiz bir beslenme türü olduğu için çeşitli sağlık sorunlarına da neden olur

TEK BESİNE DAYALI DİYETLER
Monoton ve can sıkıcıdır
Sürekli aynı besinlere yönelmek bıktırıcıdır
Besin öğeleri yetersizliğine neden olur
Çok kısa sürelerde fazla kilo kayıpları sağlansa da kalıcı olmaz

SU İÇME DİYETİ
Yemek yeme yerine acıktıkça su tercih edilir.
Hiçbir besin alınmadığından hızlı kilo kaybı gözlenmekte fakat uzun süre devamında sağlık problemleri oluşabilmektedir.
Kilolar hızla geri alınır.

ÖĞÜN ATLAMA
Kişiler günlük alması gereken kaloriyi kısmak adına öğün atlar.
Öğün atlama ile birlikte vücut çalışma hızı düşer.
Kilo verme hızı azalır veya durur.

YAĞSIZ YEMEK YEME
Sağlıksız, hatalı,
Yağda eriyen vitaminler vücutta yeterince emilmez.
Uzun süre yağsız diyet uygulaması bağırsakları yavaş çalıştırır, kabızlık oluşur.

KALORİ HESABINA DAYALI DİYETLER
Gün içerisinde yenilen tüm besinlerin kalorilerini toplamaya dayalı bir diyettir.
Hedef düşük kalori alınımı sağlamaktır.
Yetersiz ve dengesiz beslenme söz konusudur.

YANLIŞ DİYETLERLE ÖNERİLEN İLAÇLAR
Kolay yoldan kilo vermeyi amaçlar.
İlaç, bitkisel diyet takviyeleri doktor kontrolü olmaksızın tercih edilir.
Sağlık açısından risk oluşturur.

DİÜRETİK İLAÇLAR VE SAUNALAR
Su kaybı gerçekleşir,
Sahte kilo kaybı,
Gerçek kilo kaybı gözlenmez,
Sağlığı tehdit edicidir.

PROTEİN-KARBONHİDRAT AYIRAN DİYETLER (Montinyak Rejimi )

Vücudun asit-baz dengesini bozar, kolesterolü artırır, tansiyon ve kalp- damar hastaları için zararlıdır.
Ayrıca yiyeceklerin kendi yapısında hem protein hem de karbonhidrat bir arada bulunur, ayrılamaz. Örn : Süt gibi.
Sadece et ve salata ağırlıklı listeler karbonhidrat ihtiyacını çok düşürür ve vücuda zarar verir, davranış değişikliği yapmadığı için tekrar kilo aldırır.

DİYET YAPANLARA ÖNERİLER
Diyetisyen Şengül Sangu bilinçli bir şekilde diyet yapmak isteyenlere bazı küçük önerilerde bulunuyor:
Sizin için uygun olan besini, gerekli miktarlarda, doğru zamanda beslenin.
Yeme alışkanlıklarınızı değiştirmek için değişiklikleri yavaş yapın.
Hedefleriniz kısa süreli ve gerçekçi olsun.
Kendinizi ödüllendirin.
Yavaş yiyin ve iyi çiğneyin.
Yemek pişirme tekniklerine dikkat edin.
İçeriği bilinmeyen hazır gıdaları tüketmeyin.
Etiket okuma alışkanlığı kazanın.
Seyahat, tatil ve özel günlerinizi dengeleyin.
Bol su tüketin.
Az ve sık beslenin, Öğün atlamayın.
Kahvaltı alışkanlığı edinin.
Tuzu az tüketin.
Posalı yiyecekleri tercih edin.
Kuru baklagiller haftada en az 2-3 kez tüketin.
Alkolü ılımlı kullanın! Alkol alırken yemek miktarını azaltın.
Düzenli, pratik, zevkli, çok yönlü size uygun egzersiz yapın. (3 gün yürüyüş,2 gün bisiklet, 2 gün yüzme gibi)
Bol su için.

Dikkat: Şok Diyetlerden Uzak Durun

Kışın tüketilen yiyeceklerdeki yağ ve kalori miktarının artması ve günlük aktivitelerin azalması, kilo alınımının artmasını kaçınılmaz kılıyor. Kışın gizlenen bu kiloları vermenin zamanı geldiğinde ise genellikle en kolay yöntem olarak seçilen ‘şok diyetler’ vücut üzerinde ciddi tahribata yol açıyor.sok-diyet

Kilo vermeye karar verdiğinizde ilk önce kendinize sormanız gereken soru “Tartıda kaç kilo olduğum mu önemli? Yoksa olmam gereken ağırlıkta, sağlıklı yağ yüzdesini koruyabilen bir vücuda sahip olmak mı önemli?” Çünkü bu tür çok düşük kalorili, kısa sürede fazla kilo kayıplarına sebep olan diyetlerde kayıplar yağdan değil, su ve kastan olmaktadır. Ayrıca bu diyetler ile metabolizma hızı yavaşlarken, verilen kilolar hızla geri alınabilmekte ve daha sonrasında yapılan diyetler de kilo vermek daha da zorlaşmaktadır.

Diyet, alışkanlık haline getirilmemelidir. Diyeti alışkanlık haline getirenler hiçbir zaman istedikleri kiloya inemeyeceklerdir. Katı bir diyet hayatta bir kez ve bir uzman gözetiminde yapılmalıdır. Unutulmamalıdır ki bu tür şok diyetleri uygulayan kişilerde; sindirim ve sinir sistemi bozuklukları, anemi, yorgunluk, baş dönmeleri, bulantı ve kusma problemleri görülebilmektedir.

Diyete başlayacak kişi mutlaka bunu istemeli ve kendisini hazırlamalı. Kilo problemi için kalıcı bir çözüm istiyor ise mutlaka bir diyetisyen tarafından, kişinin beslenme öyküsü, yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve vücut analizi incelenerek, alternatifler içeren dengeli ve yeterli bir beslenme programı hazırlanmalıdır. Metabolizmasını hızlandırmak için mutlaka günde 2,5 – 3 litre su içmeli ve kaliteli protein tüketmelidir. Kaliteli protein ihtiyacının karşılanması içinse haftada iki kez yumurta, iki – üç defa balık, kırmızı et veya tavuk yemek gerekmektedir.

Beslenme şekli, en yoğun öğün sabah kahvaltısı olacak şekilde düzenlenmelidir. Bir günde üç esas öğün ve üç ara öğün yemek zayıflamayı olumlu yönde etkilemektedir. İnsan hayatında sadece bir kez ve doğru diyet yapmalıdır. Oysa günümüzde kilosundan şikayetçi olan hemen herkes çevresinden duyduğu, bir ünlünün uyguladığı, gazete eklerindeki şok diyetleri defalarca deneyerek, metabolizmalarını bozmaktadırlar. Diyet yapıp metabolizmasını bozmuş bir kişinin, vücudunun vitamin-mineral dengesini bozduğu için, zayıflaması çok zor olacaktır. Bu noktada ısrarcı olmak yerine, bir süre diyet yapmayı bırakıp, bütün besin gruplarından dengeli yiyecek şekilde beslenilmesi gerekmektedir. Bu sayede vücudun eksikleri yerine konulur ve daha sonra yeniden sağlıklı bir diyet programı sürdürülebilir.

Kişinin kilo vermesinde en büyük etken metabolizmayı yormamak ve aktif tutmaktır. Diyet öncesinde sağlık kriterleri mutlaka saptanmalıdır. Kişinin kan tahlillerine göre; Demir eksikliği var mı? Guatr problemi bulunuyor mu? Protein eksikliği var mı? İnsülin salgı durumu araştırılarak metabolizmayı aktif tutacak şekilde bir diyet uygulanmalıdır. Böylelikle uygulanacak diyet programı ile kişinin ayda 4 – 6 kg. vermesi sağlıklıdır. Bu kilo oranı kişinin vermesi gereken kilo oranına göre değişir. Örneğin, 10 kg. fazlası olan bir kişiye ayda 4 kg. , 30 kg. fazlası olan bir kişiye ayda 6 kg. verdirilebilir.

Örnek Diyet

1.besin grubu – Süt, yoğurt

2. besin grub – Et, peynir,yumurta,tavuk

3. besin grubu – Ekmek,çorba, pilav, makarna

4. besin grubu – Sebze yemekleri

5. besin grubu – Meyve

6. besin grubu – Yağ

7. besin grubu – Şeker( Yasak)

Dengeli bir diyette bu besin gruplarından mutlaka ihtiyacınız olduğu kadar almalısınız.

Sabah – Şekersiz çay , peynir ekmek

Kuşluk – Meyve

Öğle – Sebze yemeği, yoğurt

İkindi – Galeta

Akşam – Et, salata

Yatmadan – Meyve

Diyet Yaparken Bunlara Dikkat Edin

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2000 yılı sağlık raporunda şişmanlık, “vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu” olarak tanımlanmaktadır. Aşırı besin alımı, yetersiz fiziksel aktivite, kalıtım, nöroendokrin etmenler, psikolojik sorunlar, cinsiyet, eğitim düzeyi, evlilik, doğum sayısı, sigarayı bırakma, alkol kullanımı gibi faktörlere bağlı olarak gelişen şişmanlık tek başına olduğu gibi komplikasyonları ile de yaşam süresini kısaltan ve yaşam kalitesini düşüren ciddi bir hastalıktır.

Uzman Diyetisyen M. Turgay Köse’ye göre, komplikasyonları arasında ilk akla gelenler: Kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı, bazı kanser türleri, solunum rahatsızlıkları, karaciğer yağlanması, safra kesesi hastalıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık… şeklinde sıralanabilir.

Çağımızın bu önemli sağlık sorununu çözmek için ne yapmalıyız? Her gün gazete, dergi, televizyon, internet gibi kitle iletişim araçlarında onlarca “şok diyetler” ile karşılaşmaktayız. Genel ilkeleri benzer olmakla birlikte diyet mutlaka “kişiye özel” olarak hazırlanmalıdır. Çünkü herkesin metabolizması farklılıklar göstermektedir, tıpkı parmak izi gibi. Öte yandan kilo fazlası olanlar genelde aç kalarak, öğün atlayarak, hiçbir şey yemeyerek sonuç almaya çalışıyorlar. Böylesi bir davranış, vücudu açlıktan ölme paniğine sürükler ve “kıtlık” moduna geçen metabolizma yavaşlar, yağ yakmak yerine tüketilen her besini yağ şeklinde depolama yoluna gider. Buna karşılık sık sık, azar azar beslenmek metabolizmayı hızlandırdığı gibi, yavaş yemeyi de sağlar. Aç kalmak ve öğün atlamak, bir sonraki öğünde hem hızlı hem de fazla yemek yenilmesine neden olmaktadır. O nedenle başta kahvaltı olmak üzere asla öğün atlanmamalı, 2.5 – 3 saatlik aralıklarla beslenilmelidir.

Katı margarin, tereyağı, kaymak, krema, mayonez, cipsler, soslar, kuruyemişler gibi enerji değeri yüksek, öte yandan hiçbir besleyici değeri olmayan yağlı yiyeceklerden, kızartma ve kavurma işlemlerinden olabildiğince kaçınmakta yarar vardır. Şeker ve şeker içeren besinler (bal, reçel, pekmez, hazır meyve suları, gazlı içecekler, tatlılar vs) kana tamamen ve hızla karışırlar. Pankreastan salınan insülin hormonu ile kan şekeri düşer ve tekrar tatlı yeme isteği doğar. Dolayısıyla şeker ve şeker içeren besinler kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açarlar. Halbuki şeker tadından vazgeçemeyenler için üretilen, şeker yerine kullanılabilen, aynı tadı verebilen, sağlık açısından sakıncası bulunmayan, düşük kalorili veya kalori içermeyen yapay tatlandırıcılar ile kan şekerindeki dalgalanmaları ve tatlı isteğini ortadan kaldırmak mümkün olabilmektedir.

Suyun; alınan besinlerin sindiriminden, metabolik atıkların dışarı atılmasına kadar her aşamada çok önemli görevleri vardır. Bu nedenle günlük sıvı tüketimi arttırılmalıdır. Katkısız, en iyi çözücü su olduğu için günde 8-10 bardak su içilmelidir. Diyet yaparken çay, kahve, bitki ve meyve çaylarına şeker yerine yapay tatlandırıcılardan katılabileceği gibi gazlı içeceklerde de light olanların tercih edilmesi daha uygun görülmektedir. Aynı zamanda bu tatlandırıcıların bazılarının toz formları da mevcuttur. Dolayısıyla tatlı yapımında bu ürünlerin kullanımı ile düşük kalori içeren farklı lezzetler yakalamak mümkündür.

Ayrıca posalı yani lifli besinlerin tüketimi arttırılmalıdır. Posalı besinler kan şekerini, kan basıncını (tansiyonu) ve kan kolesterolünü istenilen seviyede tutmaya yardımcı olurlar. Midede, su ile birlikte hacimlerinin 20 katı kadar şişerler; tokluk, doygunluk hissi sağlarlar. Ayrıca dışkılama sayısını ve sıklığını arttırırlar. Kabızlık şikayeti varsa ortadan kalkar, böylelikle kilo vermeye de yardımcı olurlar. Kalın bağırsak kanserinden koruyucu etkileri de mevcuttur. Bu yüzden haftada 2-3 kere kurubaklagil yemeği yenilmelidir. Ayrıca buğday ekmeği yerine kepek, çavdar, yulaf ekmeğini; pirinç yerine bulguru tercih etmekte yarar vardır. Hatta pirinç, makarna, erişte ve unun da kepekli olanlarını kullanmak daha sağlıklı olacaktır. Sebze ve meyveler de posa içermektedir. Ancak posaları kabuk ve kabuğa yakın yerlerde bulunduğu için, soyulmadan yenilebilenleri iyi bir şekilde yıkadıktan sonra kabukları ile tüketmek her zaman için daha yararlı olacaktır.

Diyete ilave olarak mutlaka spor da yapılmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü en çok tempolu yürümeyi önermektedir. Bunun dışında; çok hafif tempoda koşma, bisiklete binme, yüzme, tenis, aerobik ve jimnastik tarzı kalbi çalıştıran sporlar yapılması da uygun görülmektedir. Sporu asla ödev olarak görmeyiniz. Bu da tedavinin bir parçasıdır. Amaç; metabolizma hızını düşürmemek, kilo verirken bir noktada ağırlığın sabit kalmasını önlemek, verilen kiloların kalıcı olmasını sağlamak ve en önemlisi sağlıklı yaşama adım atmaktır. Sonuçta “1 saat” dediğimiz günün sadece %4′üdür. Kişi kendine egzersiz için zaman ayırmalı ve mutlaka bu hakkını kullanmalıdır.

Bilinçli Doğru Yöntemlerle Kilonuzu Yakın

Fazla kiloları yaratan yağları yakmaya çalışırken aman dikkat!
Bilinçsiz yanlış yöntemlerle vücudunuza zarar verebilirsiniz.

Günümüzde hareketsiz ve yoğun yaşantı içerisinde, insanların vücutlarında birçok rahatsızlıklar meydana gelmektedir. Bu rahatsızlıkların başında gelen şişmanlık, hem fizyolojik hem de sosyolojik açıdan insanları etkilemektedir. Şişmanlığın insan vücudunda oluşturduğu bu olumsuz etkilerden kurtulmak için birçok yöntem uygulanmaktadır. Bu yöntemlerin içinde, vücuttaki şişmanlığın giderilmesi açısından yanlış ve zararlı uygulamalar insanları başarıya ulaştıramayacağı için etkisiz olacaktır. Şişmanlığın giderilmesi için uygulanacak yöntemler kilo vermeye yönelik olmamalı, vücutta yağ kitlesini azaltıp kas kitlesini artıracak yöntemler olmalıdır. Yağ yakmak amacıyla uygulanan yanlış yöntemler şunlardır:

Sauna
Vücuttaki su kaybını sağlayan yöntemlerdendir. Vücut suyunu azalttıkça, yağ yakmak daha zor olacaktır.

Diüretik ilaç ve çaylar
Diüretik maddeler veya çaylar, vücutta yağ yakmamızı sağlamaz; sadece vücut suyunun idrar yoluyla vücudun dışına atılmasını sağlar.

Aç kalmak
Gerekli gıda maddelerini almadan uygulayacağınız yöntemler, vücudunuzdaki kas kütlesinin azalmasına sebep olurken, yağ kitlesinde bir değişim görülmeyecektir. Kaslar vücudunuzda yağ yakan fabrikalar olduğuna göre, yağ yakmak için kas kitlemizi kaybetmemiz gerekmektedir.

Masaj
Dolaşım sistemini ve kaslardaki gerilmeleri rahatlatmak için uygulanan manipulasyonlar, vücudumuzdaki yağı yakmayacağı gibi, vücut yağını bir yerden bir yere de taşımaz.

Karbonhidratsız beslenme
Karbonhidrat insanların mutluluk kaynağı olmasının yanında, vücut için önemli bir besin maddesidir. Karbonhidratlar vücudumuzda su tuttuğu için, şişman insanlar yememektedir. Önemli olan kilo kaybı değil yağ kaybı olduğuna göre, karbonhidratsız vücudun yağ yakmayacağı bilinmelidir.

Yüksek tempolu egzersizler
Yüksek tempolu egzersizlerle vücudumuzda daha fazla karbonhidrat, daha az yağ yakılacağı unutulmamalıdır.

Ağırlık çalışmaları
Ağırlık çalışmaları yağ yakmamızı sağlamaz, ama kas kitlesini reaksiyona geçireceği için yağ yakmada destekleyici bir faktör oluşturacaktır.

Kısa süreli diyetler
Kısa süreli diyetlerle vücudumuzda yağ yakamadığımız gibi, diyeti bıraktığımızda vücudumuzdaki yağ artışı hızlanacaktır. Kısacası tüm bu yöntemlerle vücudumuzda biriken istenmeyen yağlardan kurtulmamız mümkün değildir. Vücudumuzun sağlıklı olarak yağ yakabilmesi için egzersizin ve doğru beslenme alışkanlıklarının kazanılması ve hayat boyu devamı gereklidir.

Kilo Alımı Hakkında Bilinen Doğru ve Yanlışlar

Şeker Açlık Duygusuna Yol Açar mı?
Vücudumuza aldığımız şeker bize sadece kalori verir. Bunun dışında vücut için hiçbir faydası yoktur. Şeker yenildiği zaman insulin salgılanımı uyrılacağı için açlık hissi uyandırır. Diyet yapan insanlar kan şekerlerinin düştüğünü bahane ederek şeker alımına ihtiyaçları olduğunu düşünürler. Oysa vücuda alınan tüm besinler ve şekerler glikoza dönüşmektedir. Bu yüzden kişi hiç şeker yemese de diyete bağlı olarak kan şekeri düşmez.

Şeker haricinde kullanılan tatlandırıcılar da insan vücudunda ciddi sağlık sorunlarının nedenleri arasında yer alabiliyor. Uzun süre ve çok yüksek düzeyde alınan tatlandırıcıların kanser yapıcı etkisi olduğu görülmüştür. Bu ürünlerin insülin salınımı üzerinde şeker kadar etkileri yoktur, bu yüzden normal şekerden daha iyi oldukları düşünülebilir. Rafine beyaz şeker yerine, daha az kalori içeren ve mineral tuzlarla vitaminler açsından da daha zengin olan balı tercih etmek organizma açısından çok daha yararlıdır.

Zayıflama Rejimlerinde Önemli Olan Günde Ne Kadar Kalori Alındığı mıdır?
Kalori hesabı yapmak zayıflamak isteyen bir kişi için şarttır ama kalorinin nasıl alındığı önemlidir. Vücuda alınan kalorinin %12 – 15’i proteinlerden, %25 – 30’u yağlardan ve %50 – 60’ı karbonhidratlardan gelmelidir. 1 gram yağ 9 kalori, 1 gram protein ve karbonhidrat 4 kalori vermektedir. Vücuda alınan karbonhidratların ve proteinlerin fazlası da yağ olarak depo edilmektedir. Bütün kalorilerin vücutta yaptığı etki ve kiloya dönüşme özelliği aynı değildir. Örneğin aldığımız karbonhidrat, protein ve yağlar kalori olarak harcanabilmesi için glikoza dönüşmektedir ilk önce glikoza dönüşen grup karbonhidratlardır. Daha sonra yağlar ve proteinler glikoza dönüşür. Alınan kalori harcanan kalorideen daha az ise harcanamayan glikozlar yağa dönüşerek vücudun değişik yerlerinde depo edilir. Kadınlarda daha çok kalçada depolanırken, erkeklerde göbekte depo edilir.

Atıştırmak Formu Bozar mı?
Gün içinde yemek zamanları dışında bir şeyler yiyor ve normalde 3 öğünden aldığınız kaloriyi 4,5 hatta 6 küçük öğünde alıyorsanız bu atıştırmalar bir sorun yaratmaz. Çünkü bu şekilde bir beslenme düzeni aşırı kalori almamanızı ve vücudunuzun her öğünde sindirim olayı için daha çok kalori harcamasını sağlar. Fakat siz her öğünlerinizde yemeniz gerektiği kadar yedikten sonra abur cubur atıştırıyorsanız, bu elbette kilo almanıza neden olacaktır.

Tuz Şişmanlatır mı?
Tuz, vücudun su tutmasına yol açar ancak vücuttaki yağ oranlarıyla hiçbir ilgisi yoktur. Buna karşılık aşırı tuz kullanımı suyla beraber kişide şişkinlik hissine yol açabilir. Bu yüzden özellikle adet dönemi öncesinde tuz kullanımında aşırıya kaçılmaması tavsiye edilir. Öte yandan tuzun iştah açıcı etkisi göz önünde tutulduğunda özellikle rejim yaparken neden tuzdan kaçınılması gerektiğide ortaya çıkar. Dolayısıyla tuzun kilo alımı üzerinde doğrudan değil, dolaylı bir etkisi vardır.

Sık Yapılan Ağır Rejimler Metabolizmayı Bozar mı?
Ağır rejimler sadece metabolizmayı değil sindirim sisteminizi de bozar. Önce aşırı bir kısıtlama, dolayısıyla ani kilo verme, ardından da aşırı yasaklar yüzünden kontrolün kaybedilmesi ve ani kilo alımı gibi bir kısır döngüye girildiğinde metabolizma sarsılır. Bunun sonucunda da çok doğal olarak aşırı kilo riski artar. Buna bağlı olarak kişide yeme ihtiyacının tamamen ön plana çıktığı pek çok patolojik sorun ortaya çıkabilir. Bu durumda yapılması gereken; yavaş kilo verdiren, kişiyi korkunç yasaklar içinde boğmayan ve hem yemek hem de rejim olayını yaşamın tek unsuru haline getirmeyen rejimlere yönelmektir.

Çok Su İçmek Zayıflatır mı?
Belli bir diyet ve egzersiz programına bağlı olmadan çok miktarda su içmenin zayıflatıcı bir etkisi yoktur. Buna karşılık rejim yaparken, özellikle su, bitkisel çaylar gibi bol miktarda (en az 1,5 litre) sıvı alınması vücutta biriken toksinlerin atılmasını kolaylaştırmak açısından yararlı olacaktır. Gün içinde hafif bir açlık hissettiğinizde bir büyük bardak su içmek belki de o an için iştahınızı kesebilir ve sizi gereksiz kaloriler almaktan koruyabilir. Özellikle mineral tuzlar açısından zengin suların tercih edilmesi, rejim sırasında vücutta bazı besinlerin tüketilmesine bağlı olarak ortaya çıkan eksikliklerin giderilmesine yardımcı olabilir.

Zayıflamak için Suyu Öğün Aralarında mı İçmek Gerekir?
Zayıflamak için suyu yemeklerden önce içmek gerekir. Yemek öncesi içilen su mide kapasitesini dolduracağı için tokluk hissi verecektir ve yenilen yemek miktarını azaltacaktır. Yemek aralarında içilen su ise iştah açabilir. Ayrıca sıvı tüketmeden ya da az miktarda sıvı alarak yediğiniz bir yemekte daha çabuk doyarsınız. Ancak lifli yiyeceklerin, bir miktar sıvıyla tüketilmesi lifin şişerek hacim oluşturmasını ve tokluk hissi vermesini sağlayacağı için bu tip besinlerin sıvı gıdalarla veya suyla birlikte alınmamasında yarar vardır.

Sıcak Ortamlar Zayıflatır mı?
Sauna gibi sıcak ortamlarda terlemeyle kaybedilen, yağ değil sudur. Bu gibi sıcak ortamlar organizmanın toksinlerden arınmasını, kasların gevşemesini, kırgınlığın atılmasını sağlar ama sizi zayıflatmaz.. Mutlaka soğuk suyla yapılan bir duşla tamamlanması gereken sauna seansları, kalp damar, solunum ve dolaşım sistemi hastalıkları olan kişiler için uygun değildir. Ayrıca kilo kaybetme açısından bakacak olursak soğuk, sıcaktan çok daha etkilidir. Örneğin 18 derece suyla yapılacak bir banyo dakikada 7,2 kalori harcamanızı sağlar.

Alkol Şişmanlatır mı?
Bütün alkollü içecekler, hatta içerdiği tannin gibi maddeler sayesinde diğerlerinden daha iyi olduğu iddia edilen şarap bile, az ya da çok oranda kalori içerir. 1 kadeh şarapta 85 kalori varken, 1 kadeh rakıda 335 kalori vardır. Ayrıca alkol alımına bağlı olarak tüketilen diğer besin maddelerinin de (kızarmış patates, cips, mezeler vs.) vücutta gereksiz bir kalori ve yağ deposu olarak kalacağını unutmamak gerekir.

Diyet Ürünleri Zayıflatmaya Neden Olur mu?
Diyet ürünleri zayıflamayı sağlamaz, ancak bu ürünlerin zayıflamaya yardımcı oldukları bilinmektedir. Tabii hangi besin maddesinden söz ettiğiniz de önemli.

  • Süt, yoğurt, peynir ve et gibi ürünler yağı azaltılarak diyet hale getirilirler.
  • Şekerlemeler, çikolatalar, şekerli içecekler şeker yerine tatlandırıcılarla yapılmışlarsa kaloriler azaltılmıştır. Eğer şekerden daha geç emilen sorbitol, fruktoz gibi doğal tatlandırıcılar kullanılmış ise kalorisi normal ürünlerle aynıdır.
  • Ekmek grubu ürünler diyet ürün haline getirilirken lif yönünden zenginleştirilmekte ve yağ eklenmemektedir.

Kilo Verirken Hızınızı Ayarlayın

Bir kilo sorunuyla mücadele eden herkes, hemen zayıflamayı arzular. Aslında, piyasa her yıl en yeni çabuk zayıflama planlarıyla dolup taşmaktadır.

Şunu akıldan çıkarmayın: iddiaların çoğu çok abartılıdır.

Şunu da dikkate alın: haftada 1 kilodan fazla bir hızla kilo kaybetmenizi sağlayan herhangi bir şey, sağlığınız için tehlikeli olabilir.

İyi haberler de var: gerçekten sağlıklı kilo kaybını öğrenmek için karmaşık formülleri ya da bilimsel teorileri hatmetmeniz gerekmez. Temel bilgi basittir: fazla yağ stoklarınız, tükettiğinizden daha fazla enerji (kaloriler) harcayarak kullanılabilir.

Günlük Kalori Açığı

Şimdi biraz daha ayrıntılı ele alalım, ilk adım, fiziksel ve zihinsel görevlerini yerine getirmek için vücudunuzun ihtiyaç duyduğundan daha az yemek üzere, gıda tüketiminizi azaltmaktır. Günlük kalori harcamanız ile günlük kalori alımınız arasındaki farka günlük kalori açığı denir.

Günlük kalori harcamanız, ağırlığınızın 5 ile çarpılmasıyla yaklaşık olarak hesaplanabilir. Bu hesaplama, genç ya da erkekseniz harcamanızı düşük tahmin edebilir yaşlı ya da kadınsanız yüksek tahmin edebilir. Bir diyetin içerdiği kalori gıda tablolarından tahmin edilebilir, ama porsiyon miktarlarını ve büyüklüklerini dikkatle ölçmeniz gerekir. Hem içerilen kalori miktarını hem de harcanmasını tahmin etmede önemli hatalar yapmak mümkündür. Bir diyet uzmanı böyle bir hesaplamaya yardımcı olabilir.

İkinci adım, vücudunuzun günlük kalori açığını kapatma biçimiyle ilgilidir, ideal olarak, kilo kaybetmek için, vücudunuz fazla kalori sağlamak üzere yalnızca vücut yağlarını kullanacaktır. Ancak vücut proteini de kullanılır (açık büyükse ve diyetin protein içeriği azsa ve biyolojik kalitesi düşükse daha fazla kullanılır). Vücut proteininin bu kaybı, kilo kaybı oranını arttırır, çünkü 1 gram vücut proteini ile, 1 gram vücut yağının sekizde biri ilâ onda biri yaklaşık olarak aynı oranda kalori içerir. Kilo Verme Hızı

Oldukça fazla kiloluysanız ve daha az yemeye dayanan bir zayıflama programına başladıysanız, ilk ya da ikinci haftada hızla kilo verdiğinizi farkedeceksiniz. Bu ilk kilo kaybı size planınız konusunda güven verir. Ama, böyle bir kaybın yalnızca yağ kaybıyla sınırlı olmadığını akılda tutun. Kilo kaybınız kısmen bir sıvı kaybına ve kaslarınız ve karaciğerinizdeki glikojen stoklarının tükenmesine bağlı olabilir. Bu nedenle, bu ilk birk ç günde kaybedebileceğiniz 1 ilâ 2,5 kilo kendinizi iyi hissetmenizi sağlayabilir, ama sürekli kilo kaybı (yağ kaybı) daha yavaş bir süreçtir.

Bir günde yarım kilo yağ kaybı, hemen hemen olanaksız bir hedef olan 3500 kalori açığını gerektirir oysa birçok hızlı zayıflama programı bunun olanaklı olduğunu ileri sürmektedir. Daha makul bir hedef, günde 500 ilâ 1000 kalorilik bir açık planlamaktır. Böyle bir sınırlama, genellikle haftada yarım ya da bir kilo kadar vücut yağı kaybına yol açar.

Daha küçük kalori açığının (500 kalori) avantajı, zayıflama sürecinde vücudunuzun protein dokularının kaybedilmemesi konusunda verdiği güvencedir. Daha büyük kalori açığının (1000 kalori) avantajı, daha hızlı zayıflamadır. Ayrıca gıda miktarlarını ölçmedeki küçük hataların, diyet çabalarınızın sonuçlarını etkilemesi daha küçük bir olasılıktır.

Şunu unutmayın; haftada 1 kilodan fazla zayıflama vaadeden herhangi bir program, fazla kilo kaybının yalnızca vücut yağı değil su, protein ve glikojen biçiminde olması açısından sağlıksızdır.

Uzun dönemde haftalık yaklaşık kilo kaybınızı, günlük kalori açığınızı 0,002 ile çarparak hesaplayabilirsiniz. Örneğin, günde enerjiye 2000 kalori harcıyorsanız ve 1500 kalori değerinde enerji alıyorsanız, açığınız günde 500 kaloridir. Beşyüz kalori 0,002 ile çarpıldığında, haftada tahmini yarım kilo kaybı sonucunu verir.

Başarısızlıklar

Kalori ve karbonhidrat açısından zengin, tek bir büyük pasta karşısında kendinizi tutamazsanız, esas olarak glikojen stoklarındaki artış nedeniyle, ertesi gün 1 ya da 1,5 kilo aldığınızı görebilirsiniz. Bu, tek bir yemeğin ya da tatlının bir haftalık diyeti boşa çıkardığını görüp hayal kırıklığına uğramanıza neden olabilir. Ama öyle değildir.

Hemen diyet programınıza dönerseniz, kilo artışının tamamı değilse bile büyük kısmı ertesi gün ya da iki gün sonra yokolacaktır. Zayıflama, pastadaki kalori miktarı kadar programın gerisinde kalacaktır, ama genellikle önceki diyetin yalnızca bir ya da iki gününün boşa gitmesine neden olur.

Diyet sürecinin yarısı aldığınız kaloriyi azaltmaktır, ikinci yarısı ise harcadığınız kalori miktarını artırmaktır.

Yemek Yerken Dikkat Edilmesi Gerekenler

1-Çok Fazla Yemekten Kaçının
Yarı sindirilmiş besinler, bedende çürüyen kütleler oluşturur kan dolaşımını zehirler ve sonuçta tüm sistemi zayıflatır. Açlık hissiniz tam giderilmeden yemeyi bırakın, şeker ve diğer besleyiciler kan dolaşımına geçip, beyni etkiler etkilemez “tok” hissedeceksiniz.

2- Yemek Yerken Huzurlu Olun
Ne yediğiniz kadar nasıl yediğinizde oldukça önemlidir. Acele, yorgun, rahatsız, mutsuz ya da üzgün bir ruh hali ile yemek yerseniz besininiz düzenli biçimde sindirilmeyecek ve tüm besleyici değeri kaybedilecektir. Zihin hayal kırıklığı içinde olduğu zaman tüm beden de aynı durumda olacaktır. İnsanların kızgınlık durumlarında çekilen mide ve karın bölgesi fotoğraflarında, midenin, şişkin, kabarık, katı, kırmızı renkli olduğu, hiç bir esnekliği ve doğal mide hareketlerinin de olmadığı görülmektedir. Zihin ve beden bu durumda sağlıklı bir sindirim gerçekleştiremeyecektir. Psikolojik olarak kendinizi kötü hissettiğiniz durumlarda yemek yemeniz besinleri düzensiz sindirmenizin yanı sıra sindirilememiş besinlerin bedeninizde çok zararlı asitler ve toksinler de üretmesine neden olacaktır. Bu nedenle mümkün olduğu kadar sakin bir durumda, huzurlu ve mutlu bir ortamda yemeye çalışın.

3- Bir Öğünde Çok Değişik Türde Besin Almayın
Çok değişik türdeki besinler sindirim sistemini zorlar ve zayıflatır. Bu nedenle bir öğünde dört çeşitten fazla besin almamaya özen gösterin. Yemeklerinizi mümkün olduğunca basitleştirin ve özellikle baharatlı yemeklerden uzak durmaya çalışın.

4- Yiyeceklerinizi Tam Olarak Çiğneyin
Özellikle pirinç, ekmek, makarna gibi sindirimi ağızda başlayan besinlerin tükürükle karışması gerektiğinden iyice çiğnenmelidir. Tükürük yeterince alkalindir, bu nedenle besinle yeterince karıştırıldığında asidik besinlerin hastalıklı etkilerini nötrleştirmeye yardımcı olur.

5-Yemek Yerken Oturuşunuza Dikkat Edin
Sırtınız dik olarak oturursanız enerji omurganızdan kolayca akar ve sindirim organlarına hiç bir basınç yapmaz. Aslında sindirim için en iyi pozisyon bağdaş kurarak oturmaktır. Ayaktayken yemekten ve birşey içmekten kaçınınız.

6-Yemekten Sonra Bir Süre Dinlenin ve Sağ Burun Deliğini Açık Tutun
Yemek yedikten sonra yorucu fiziksel ve zihinsel faaliyetlerden kaçının. Yemek sırasında bedenin tüm enerjisi, bedenin kan sindirim organları için gereklidir. Kanı fiziksel işler için kaslara veya yoğun düşünceyi sağlamak için beyne göndermek kişinin fiziksel ve zihinsel yeterliliğini azaltır, aynı zamanda sindirimi de engeller.

Bedende omuriliğin çevresinde halkalar çizerek geçen ve her bir burun deliğinde son bulan iki büyük enerji kanalı vardır. Soluk ağırlıkla sol burun deliğinden aktığı zaman, beden sakin, duyarlı durumda kalır. Ruhsal enerji bedende dolaşır ve zihin de bilincin daha duyarlı durumuna yükselir. Bu durum derin düşünce ya da meditasyon için çok uygundur.

Soluk, ağırlıklı olarak sağ burun deliğinden aktığı zaman, beden daha fazla ısıtılmış, zihinle beden fiziksel faaliyet için hazır hale gelmiştir. Bedenin sindirim için ısıya ihtiyacı olacağından, sağ burun deliği yemek sırasında ve yemekten sonra sürekli olarak açık olmalıdır. Yemek sırasında sağ burun deliği kapalı ve sol burun deliği açıksa kuru ve ağır besinler yememek daha iyidir. Çünkü bunları sindirmek daha güç olacaktır. Yemekten sonra soluğun sağ delikten akmasına dikkat ediniz, solunuza doğru yatmak da tavsiye edilebilir, bu sayede sağ burun deliği kendiliğinden açılacaktır.

7-Öğünler Arasında Yemekten Sakının Besinlerin midenizi terketmesi ve sindirim özsularının tekrar birikip sonraki öğüne hazırlanması yaklaşık olarak dört saat alır. Gün boyunca sürekli ve düzenli olarak yiyorsanız, mide özsuyu yeterli sindirim gücünü taşımayacak ve zayıflayan mide özsuyu besinleri kolayca sindirilmeyecektir. Günde dört öğünden fazla yemeyiniz.

8-Yatmadan Önce Geç Saatlerde Yemeyin Yatmadan önce yapılacak bir yürüyüş sindirime yardımcı olacak, sizi gevşetecektir. Geceleri uyumakta güçlük çekiyorsanız, bir bardak ılık süt için.

9-Hergün Bol Su İçin Su, bedeni zehirlerden ve atık maddelerden temizler, saflaştırır. Sağlıklı bir kişi günde 3-4 litre su veya başka içeceklerden içmelidir. Hasta insanlar-özellikle deri hastalığı olanlar- günde 4 veya 5 litre su içmelidir. Çok su içemeyen bir insansanız hergün aldığınız su miktarını artırın. Yemek sırasında ise fazla su içmeyin, aksi taktirde sindirim salgıları seyrelir ve sindirim yavaşlar. İçtiğiniz suya biraz limon ve tuz katabilirsiniz.

10-Çok Sıcak ve Çok Soğuk Yemeyin Çok sıcak besinler bedeni fazla ısıtır. Ayrıca sınırlı bir ısı aralığında çalışabilen sindirim enzimlerinin çalışmalarını engeller. Aynı zamanda sindirim sisteminin içini kaplayan mukus zarını da bozabilir.

Yemeğinizi yemeden önce biraz soğutun. Öte yandan, çok soğuk besinler ve serinleticiler de bağırsak kanalını büzüştürür, sindirimi çok zorlaştırır. Ayrıca boğazınıza da zarar verici etki yapabilir. Soğuk yiyecekler nazik soluk borularını büzüştürebilir ve onları daha duyarlı hale getirebilir. Çok soğuk içecekler içmenin yarattığı şok astım krizi veya başka herhangi bir alerjik reaksiyona sebep olabilir.

11- Bol Temiz Hava Alın ve Egzersiz Yapın Bedenin sindirim organlarını kuvvetlendirmesi, uyarması ve sindirimi kolaylaştırması için egzersiz yapmaya ihtiyaç vardır. Bedeniniz uyuşuk ve tembel bir durumdaysa sindirim faaliyetiniz ve tüm sağlık durumunuz rahatsız olacaktır. Çünkü sindirim ateşi bol miktarda oksijen “yakıt”ını gerektirir. Kabızlığın en iyi tedavi şekli her gün bol egzersiz yapmak, en azından hergün açık havada yürüyüşe çıkmaktır.

12-Her Yemekten Önce “Yarım Banyo” Alın Beden yemek sırasında ve yemekten sonra çok miktarda ısı üretir, bu nedenle yemekten önce serinletilmesi gerekir. Her öğün yemekten önce “yarım banyo” almalısınız.

Dikkat: Acil Diyetlerin Zararları

Çabuk zayıflamak için yapılan hızlı diyetler kısa sürede kilo verdirse de uzundiyet16 süreli uygulanamaz. Yanlış beslenme uygulanarak yapılan diyetler insan sağlığı için çok zararlı.

Kilo vermek zor

Kilo verildikten sonra normal beslenme dönemine geçildiğinde, verilen kilolar hızla geri alınır. Bu uygulamayla vücut düşük kalorili diyetlere alışmış olur, direnç kazanır.

Yeniden diyet uygulamak istendiğinde, beklenen sonuç alınamaz. Bu durumda, öncekinden daha düşük kalorili gıda almak gerekir. Bu kısır döngüye girildiğinde her seferinde öncekinden daha az kalori ile başlamak gerekeceği için uzun vadede kilo vermek istendiğinde veya ileri yaşlarda şişmanlık şikayetlerinden ötürü zayıflamak istendiğinde sonuç alınamaz. Bu nedenle, fazla kilolardan kurtulmak için yapılacak diyet, normal beslenme alışkanlıkları dahilinde, boy, kilo yaşa göre ihtiyaç tespit edilip fazlasının atılmasıyla gerçekleştirilmelidir.

Kulaktan dolma bilgilerle zayıflamak sakıncalı

Gelişi güzel, kulaktan dolma diyetlerle beslenenlerde, vitamin ve mineral yetersizlikleri, saç dökülmeleri, tırnak kırılmaları, diş ve diş eti rahatsızlıkları, anemi, hipertansiyon, hipoglisemi, dolayısıyla baş ağrıları, halsizlik gibi rahatsızlıklar görülebileceği belirtiliyor.

Doğru beslenme için diyet yapıldığında mutlaka meyve ve sebzelere de yer verilmesi tavsiye ediliyor. Vitamin ve mineral açısından zengin olan bu besinler, posa açısın-dan da zengin oldukları için kabızlık gibi problemleri de ortadan kaldırıyor.

Öğün atlamak sakıncalı

Saatlerce aç kalıp öğün atlayarak zayıflamaya çalışmak hatalıdır. Kan şekeri, bir kişinin yemeğini tükettikten 2 – 2.5 saat sonra düşmeye başlar. Böylelikle açlık hissi doğar. Ana öğünlerin amacı açlık hissi oluşmasını önlemektedir. Ayrıca uzun süren açlıktan sonra yemek yendiğinde doygunluk hissi gelene kadar çok fazla yemek yenmiş olacak, kişi kendini yemekten alıkoyamayacaktır. Bu nedenle öğün atlamak yerine, öğün artırarak, az miktarda 5 – 6 öğün şeklinde yemek yenmelidir.

Dikkat: Titreşimli Zayıflatıcılar İşe Yaramıyor

Formunu korumak veya incelmek isteyenlerin önüne sunulan seçeneklerin bir çoğu metabolizma uzmanlarına göre sadece “sahte görüntü” sağlıyor

Gazi ÜniversitesiEndokrin, diyabet vemetabolizma Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. İlhanYetkin, egzersize dönük olan yöntemlerin dışındakilerin metabolizmaya bir etkisinin olmadığı inancında.

Prof.Yetkin, yağ hücrelerini idrarla dışarıya attığı iddia edilen yöntemlerin de yanıltıcı olduğunu belirterek şöyle diyor: “Ancak egzersiz ve egzersize dönük olan yöntemler metabolizma üzerinde etkili olabilir.

Onun dışında durduğu yerde kalın eşofmanlar giydirilerek terleyen kişide çok önemli bir değişiklik olmaz. “yağ hücresi idrarla atılmaz” Bel korseleri, bantları gibi titreşimli aletlerin yağları eritme yönünde bir yararı olmaz. Çünkü vücudun yağı, yağ hücreleri içindedir.

Çeşitli yöntemleri tanıtırken yağların idrarla atıldığı yönünde insanları yanıltıyorlar. Bunların hiçbiri doğru değil. yağ hücresinin içindeki yağ, hiçbir şekilde idrarla atılmaz. Vücutta kalır. Eğer vücutta kısa süre sonra görülen bir değişiklik varsa bu tamamen sahte bir görüntüdür.

Vücudun biçimlenmesi ve su kaybına bağlıdır bu. En geç bir hafta içinde vücut tekrar eski şeklini alır. Tüm ağızdan alınan hapları, çayları, içecekleri değerlendirirsek bunlar metabolizmayı hızlandırmaz. Olumlu etkileri ise son derece sınırlı. Dolayısıyla bunları zayıflama amacıyla kullanmak doğru değil.

Zararı ise şu; Bu maddelerin bir kısmı vücuttan su atıcı maddelerdir. “TV karşısında koşun!” Lida yasaklandı ama her gün yeni lidalar ortaya çıkıyor. Bu maddenin karaciğerine zarar verdiği çok hastamız oldu. Bazılarını karaciğer biyopsisine gönderdik.”

Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Ahmet Temizhan da sorduğumuz tüm yöntemler için “Doğru demek de yanlış demek de yanlış” değerlendirmesini yapıyor.

Doç. Temizhan, şunları söylüyor: “Bu yöntemlerle ilgili bilimsel veri yok. Bu nedenle desteklememek lazım. Ancak insanların zayıflamak için gösterdiği her çabayı teşvik etmek gerekir. Bu nedenle heveslerini de kırmamalı. En kolay şey yürüyüş yapmak.

Bazı uygunsuz egzersiz aletleri sakat bırakabilir. İnsanlar oturdukları yerde elektrikle, titreşimle incelmeyi bekliyor. Bu mümkün değil. Egzersiz ve diyetin bir arada yapılması gerekir. Bölgesel kilo vermeye yönelik uygulamalar değil, koşu bandı veya bisiklet tercih edilmeli.

Kilo vermek isteyenler genelde ani bir kararla hızla zayıflamaya yöneliyor ancak hızlı verilen kilo çok çabuk alınıyor. İdeali ayda 3 – 4 kilo vermek. Eğer evde koşu bandı tercih ediyorsanız, koşu bandınızı televizyonun karşısına koyun”