Categories

Archive for the ‘GÜNCEL-HABER’ Category

Mevlana’nın Yıldönümünde Domuz Gribi Önlemi

Konya Pandemi Kurulu, 7-17 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilecek “Mevlana’nın 736. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri”ne ilişkin domuz gribine karşı özel tedbirler aldı.

mevlana-resmi

Konya Pandemi Kurulu, 7-17 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilecek “Mevlana’nın 736. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri”ne ilişkin domuz gribine karşı özel tedbirler aldı.

Doğan, yaptığı yazılı açıklamada, Domuz gribi salgını nedeniyle Pandemi Kurulu’nun Mevlana’nın 736. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenlerine ilişkin bazı tedbirler aldığını söyledi.

Konaklama yerleri ve tören alanlarında hijyen kurallarına azami dikkat edilmesi, bu gibi yerlerde sıvı sabun kullanımının yaygınlaştırılması kararı alındığını belirten Doğan, şunları kaydetti:

“Tören alanlarının tören öncesi ve sonrası dezenfekte edilerek temizlenmesi, sık temas edilen noktalarda daha sık yüzey temizliği yapılması, tören ortamının sık sık havalandırılması, Mevlana Müzesi ziyaretlerinde, gelenlerin gruplar halinde değil, akışın hızlı sağlanması için şerit çekilerek, tek sıra halinde ziyaretlerin yapılması, belirli aralıklarla ortamın havalandırılması ve yüzey temizliğinin yapılması için ziyaretlere ara verilmesi kararlaştırılmıştır.”

KONYA’YA 65 BİN DOZ AŞI GELDİ

Doğan, Sağlık Bakanlığından 10 adet vantilatör cihazı gönderildiğini ifade ederek, Konya’ya bugüne kadar 65 bin doz aşı geldiğini ve 23 bin 368 dozun uygulandığını ifade etti.

Halen tüm sağlık ocaklarımızda aşılama çalışmalarının sürdüğünü anlatan Doğan, 4 Aralık itibariyle Konya’da H1N1 virüsüne bağlı olarak 24 ölüm gerçekleştiğini de hatırlattı.

AA

Domuz Gribi Salgınının En Tehlikeli Zamanı

Ocak Ayına Dikkat!

Uzmanlar domuz gribi salgınında en tehlikeli dönemin ocak ayı olduğunu belirtiyor. Bunun nedeni soğuyan havalarla birlikte virüsün yayılma hızının da artması…

DOMUZ gribi bütün dünyada büyük korku yaratsa da, uzmanlar henüz salgının “en üst noktasına ulaşmadığı” görüşünde… Harvard Üniversitesi’nden Dr. Marc Lipsitch “Hastalık ocak ya da şubat aylarında en yaygın noktasına ulaşacak. Mevsimsel grip de her yıl aynı dönemde yaygınlaşır. Havalar soğudukça grip virüsünün yayılması da hızlanıyor” dedi. Hastalığın nisan ayında ilk yaygın olarak ortaya çıktığı ülke olan Meksika’da da ocak ayı için sıkı önlemler alınıyor. Meksika Sağlık Bakanı Jose Angel Cordova Villalobos “Aralık sonu ve ocak başında domuz gribinin zirveye ulaşmasını bekliyoruz. Bu dönem havanın en kuru ve en soğuk olduğu dönem. Bu şartlarda virüs çok daha hızla yayılıyor. Vakalar ve ölümler artabilir. Önemli olan hazırlıklı olmak” diye konuştu.
Ocak ayının büyük risk taşıdığına dair Türkiye’den de görüşler var. Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Akın, “Ağır vaka sayısı artabilir. Çok soğuk aylarda A gribi çok hızlı bulaşma eğilimi gösterecek, ağır vaka sayısında da artma görülebilir. Ocak salgın tehlikesinin başlangıcı olabilir” diye konuştu.

Salgın ne zaman sona erecek?

Salgının ne zaman son bulacağına dair ise farklı görüşler var. ABD Salgın Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin (CDC) internet sitesinde yer alan bilgilere göre daha önce yaşanan grip salgınları iki ya da üç yıl boyunca etkili oldu. Ancak bu kez salgının daha kısa zamanda sona ereceği tahmin ediliyor. Salgının sona ermesi için en önemli etken ise aşılama oranları.

CDC, aşılama oranlarının artmasının salgının daha kısa sürede sona ermesini sağlayacağını belirtiyor. Salgın tehlikesinin erken fark edilip, uygun aşının kısa sayılabilecek bir zamanda dünyanın farklı ülkelerinde uygulanmaya başlaması da salgının süresini kısaltacak bir etken olarak görülüyor.

‘Hastaya 1.5 metreden fazla yaklaşmayın!’

Domuz gribinin tedavisinde hastanın iyi bir bakım görmesi çok önemli. Evdeki diğer insanların da hastalanmaması için oldukça titiz davranmak gerekiyor. ABD Salgın Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) evde domuz gribi hastasına bakanlara şu tavsiyelerde bulunuyor:

* Hasta kişiyi ayrı bir odada yatırın. Ayrı banyo ve tuvaleti olan bir oda bu iş için idealdir. Hastanın kaldığı odanın kapısını kapalı tutun.

* Sağlık durumu gerektirmedikçe ya da diğer zorunluluklar dışında domuz gribi hastası mümkün olduğunca evden çıkmamalı. Diğer insanlardan da uzak durmalı. Ateşinin düşmesinin üzerinden 24 saat geçmeden mecbur kalmadıkça dışarı çıkmamalı.

* Hastalar, dışarı çıkmak zorunda kalsalar bile mutlaka maske kullanmalılar. Öksürürken ya da hapşırırken ağız ve burunlarını mendille kapamalılar. Evin içinde diğer insanların bulunduğu ortamlara girerken de maske takmalılar.

* Ayrı bir tuvalet ve banyo kullanmaları iyi olur. Bu mümkün değilse, zahmetli olsa da her kullanımdan sonra tuvalet ve banyonun dezenfekte edilmesi gerekli. Hastanın banyosu ayrıysa o da her gün temizlenmeli.

* Asla ziyaretçi kabul etmemeli. Telefonda “geçmiş olsun” demek her zaman daha güvenlidir.

* Mümkünse evde hastanı bakımı için sadece bir yetişkin kalsın. Özellikle risk grubundaki insanların bakıcı olarak hastanın yanında kalmamasına dikkat edilmeli.

* Yüksek risk grubundakiler, aynı evde bile olsa domuz gribine yakalananlara 1.5 metreden fazla yaklaşmamaya özen göstermeli. Hastaya yaklaşmak zorunda iseler mutlaka maske kullanmaları gerekiyor.

* Hamileler kesinlikle domuz gribi hastalarının bakımına yardım etmemeli.

* Hastaların çocuklarla ya da yaşlılarla ilgilenmesine de izin verilmemeli.

* Evdeki herkes, hastanın odasına, banyosuna ya da bulunduğu herhangi bir odaya girdikten sonra ellerini bol su ve sabunla iyice yıkamalı. Hastayla temas dışında da eller sık sık yıkanmalı ve dezenfekte edilmeli.

* Eller kağıt havluyla kurulanmalı ya da evdeki herkes ayrı bir havlu kullanmalı. Farklı renklerde havlu kullanmak karışıklığı önleyebilir.

* Evin ortak kullanılan alanlarının iyi havalandırılması sağlanmalı. Tuvalet, mutfak ve banyoda sık sık pencereler açılmalı.

EĞER HASTANIN BAKIMINDAN SİZ SORUMLUYSANIZ

* Hastayla yüz yüze durmaktan kaçının.

* Eğer hasta olan küçük bir çocuksa çenesini omzunuza koyarak tutun. Böylece yüzünüze karşı öksürmesi imkansız hale gelir.

* Hastaya her dokunuşunuzdan sonra ellerinizi bol su ve sabunla yıkayın. Bu imkan yoksa alkol bazlı dezenfekte ediciler kullanın.

* Aşı olup olmama konusunda doktorunuza danışın.

* Yüksek risk grubundaysanız, bir başkasının bu görevi üstlenmesini isteyin.

* Kendinizi ve diğer aile bireylerini grip belirtileri gösterip göstermediğine dair gözlem altında tutun.

NE ZAMAN ACİL SERVİSİ ARAMANIZ GEREKLİ?

* Nefes almakta zorlanıyorsa ve göğsünde ağrı varsa,

* Dudaklarında morarma ya da mavileşme oluyorsa,

* Kusuyorsa,

* Ayaktayken baş dönmesi, idrar yapamama ya da ağladığında gözyaşı gelmemesi gibi susuzluk belirtileri varsa,

* Ani kasılmalar gibi nöbetler geçiriyorsa

* Duyarlılığı düştüyse ya da “zihninin karışık” olduğunu gösteren hareketler yapıyorsa…

MASKE KULLANIRKEN DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER….

* Maskeli de olsanız hastaya 1.5 metreden fazla yaklaşmayın.

* Hastaya yaklaşmak zorundaysanız süreyi olabildiğince kısa tutun.

* Kullanılmış maskeleri çıkardıktan sonra hemen çöpe atın. Ardından elinizi yıkayın. Ortada duran kullanılmış maskelere çıplak elle dokunmayın.

* Maskeleri tekrar tekrar kullanmayın. Aynı maskeyi farklı kişilerin kullanması da tehlikelidir.

* Maskeler eczaneden alınabilir.

DOMUZ GRİBİNE KARŞI BEŞ ALTIN KURAL

1 Öksürürken ya da hapşırırken, burun ve ağzınızı mendille kapatın.

2 Kullandığınız mendilleri hemen çöpe atın.

3 Ellerinizi sık sık bol su ve sabunla yıkayın.

4 Sert yüzeyleri ve eşyalarınızı sık sık temizleyin.

5 Çocuklarınızın da bu tavsiyeler uyduğundan emin olun.

Vatan

Kurban Bayramınız Mübarek Olsun

bayramlasma-yemektat

Dünya Gündemindeki Diyet-Hz. İsa Diyeti

Hristiyanlık Diyeti (!)

hz-isa-dunya

Amerika’da başlayan ve diyeti Hristiyanlık öğretilerine dayandıran ruhani diyet akımı yavaş yavaş bütün dünyayı etkisi altına alıyor…

LONDRA – Yeni bir diyet akımına göre artık insanlar Hristiyanlık inancına göre kilo veriyor. Diyet yapanlar içlerindeki ruhsal boşluğu yağ oranı doymuş yiyeceklerden daha güçlü şeylerle dolduruyor. İnanç esasına dayalı bu diyetlerde Hristiyanlığın öğretilerini canınız çikolata, peynir ya da cips çektiğinde uyguluyorsunuz.

Amerika’da çok sık uygulanan bu diyetler dahilinde diyeti yapacak olanlar kilo vermeden önce derinlemesine bir şekilde neden fazla yediklerinin sebeplerini bulmaya çalışıyor. 1980′lerde Amerika’da başlayan bu akım yavaş yavaş bütün dünyaya yayılıyor. Bu akım sayesinde “Hz. İsa Olsa Ne Yerdi?” gibi ruhani diyet kitaplarının da satışlarını artırmış.

Akımın en bilinen örneği ise Tennesssee’de aşırı tutucu Hristiyan ve beslenme uzmanı Gwen Shamblin tarafından başlatılmış. Amigo gibi destek vererek, Tanrı’nın hoşnutsuzluğunu ile desteklenen programda Shamblin binlerce Amerikalının kilo vermesini ve Tanrı’ya şükretmesini sağlamış. Amerika’da bu şekilde çalışan 30 bin kadar grup bulunuyor.

Ntvmsnbc

Kurban Bayramında Enfeksiyon Uyarısı

Bayramda Sağlığınıza Dikkat Edin.

kurbanliklar

Kurban Bayramı’nda özellikle çocukların, önemli bir sağlık sorunu ile karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuldu

CELAL Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok, Kurban atıklarından üreyen ‘kist hidatik’ adlı bir enfeksiyona karşı dikkatli olunmasını isteyen Prof. Dr. Ok, “İnsanlarda en sık karaciğerde, bazen akciğerlerde, daha az sıklıkla beyin, böbrek gibi çeşitli organlarda, 10 santimetrenin üzerinde çapa ulaşabilen içi sıvı dolu kistlerin oluşmasıyla seyreden bu enfeksiyon ölümle sonuçlanabiliyor” dedi.

Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok, Manisa’nın merkez, ilçe ve köylerinde yaptıkları araştırmalarda ilköğretim çağındaki her 740 çocuğun birinde bu enfeksiyonu saptadıklarını; il genelinde üniversite öğrencilerinde ise bu oranı 475′de 1 olarak bulduklarını belirtti. Prof. Dr. Ok, enfeksiyonun yaşla birlikte ve koyun yetiştiriciliği sıklığı ile doğru orantılı arttığı ve toplumda nadir olmadığını söyledi.

Enfeksiyon ile Kurban Bayramı arasında ilişki bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ok, “Kurbanlık koyunların karaciğer ve akciğerlerindeki içi sıvı dolu kistler enfeksiyonun en önemli kaynaklarından birini oluşturuyor. Kurban kesimi sırasında bu kistli yapıları gören acemi ve bilinçsiz kasaplar, insan sağlığına zararlı olabileceği düşüncesiyle ve ziyan olmasın diyerek kistli organları köpeklere verebiliyor veya yeterince derine gömmeden ortada bırakabiliyor. ‘Bomba’ kadar tehlikeli olan bu kistli organlar köpekler tarafından çiğ olarak yendiğinde içlerindeki parazit larvaları köpeğin bağırsağında erişkin şekle dönüşüyor. Bir tür tenya olan Echinococcus granulosus adlı bu parazitin gebe halkaları koparak köpek dışkısıyla dış ortama atılıyor ve içlerindeki dış ortama dayanıklı yumurtalar doğaya yayılıyor.
Marul gibi çiğ yenen gıdalarla, enfekte sularla, toprak veya köpekle temas sonrası kirli eller aracılığıyla ağız yoluyla daha çok çocuklukta alınan bu yumurtalardan insan vücudunda kistler oluşuyor. Genellikle yıllarca hiçbir belirti vermeyen bu kistler patlamaya hazır birer bomba gibi. Karna gelen bir yumruk veya trafik kazası gibi bir nedenle, karın içi basıncı hızla arttığında, kistin yırtılması ile alerji sonucu ölüm riski veya diğer organlara yayılmasıyla, tedavinin olanaksız hale gelmesi söz konusu” dedi.

BELEDİYELERE UYARI

Çok tehlikeli ve yaygın olan kist hidatikle mücadelede öncelikle belediyelere çok önemli görevler düştüğünü aktaran Prof. Dr. Ok, şunları söyledi:

“Kurban Bayramı dahil, tüm hayvan kesimlerinin veteriner kontrolünde hijyenik koşullarda yapılmasının sağlanmasının yanında, sokak köpeklerinin kontrolü de çok önemli. Aşılanıp kısırlaştırdıktan sonra kulakları işaretlenerek doğal ortamlarına bırakılan köpekler kist hidatik yönünden önemli birer tehlike. Toplumu kist hidatikten koruyabilmek için tüm sokak köpeklerinin her 6 haftada 1, tek tek toplanması ve uygun ilaç verildikten sonra birkaç gün boyunca dışkılarının imha edilmesi gerekiyor, ki bunu uygulamak neredeyse olanaksız. Uygar bir toplumda sokak köpeklerinin kontrolünün tek yolu hayvan barınaklarında toplayıp, kısırlaştırmak ve ölene dek burada beslemek. Çocukları ve tüm insanları en az hayvanlar kadar seven hayvan severlere düşen görevse, barınaklardaki hayvanların sahiplenilmelerini ve daha iyi koşullarda yaşamalarını sağlamaya çalışmak.”

Velilere Müjde Okullara Standart Geliyor

okul-standart

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), tüm ilköğretim kurumlarında kaliteli eğitimin belirli düzeye getirilmesi için “eğitim yönetimi”, “öğrenme ve öğretme süreçleri” ile “sağlık, güvenlik, temizlik ve beslenme” alanlarında standartlar getiriyor.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), tüm ilköğretim kurumlarında kaliteli eğitimin belirli düzeye getirilmesi için “eğitim yönetimi”, “öğrenme ve öğretme süreçleri” ile “sağlık, güvenlik, temizlik ve beslenme” alanlarında standartlar getiriyor.

MEB İlköğretim Genel Müdürlüğü “İlköğretim Kurumları Standartları” isimli bir değerlendirme sistemi oluşturdu. Belirlenen standartlar okul yönetimine rehberlik yaparak onların görevlerini daha iyi yapmalarını sağlayacak. İnternete girilecek veriler sayesinde MEB, müfettişler, öğretmenler, veliler ve çocuklar okulların güçlü ve zayıf yanlarını inceleme imkanı bulacak.

Standartların en önemli özelliğini “objektif ölçüm sağlaması” oluşturuyor. İlköğretim okulları e-okul veri tabanına eklenecek bir modül ile öz değerlendirmelerini yaparak mevcut durumlarını görebilecek ve geliştirilmesi gereken yönlerini ortaya koyabilecek. Yazılım aracılığıyla okul yöneticilerinin, öğretmenlerin, çocukların ve velilerin görüşleri da alınacak. Bu şekilde okulun gelişimi için tüm paydaşların katılımı sağlanacak.

Bakanlıkça geliştirilen sistem 2010 Ocak ayında belirlenecek okullarda pilot uygulaması yapıldıktan sonra yurt genelinde tüm ilköğretim okullarında uygulanmaya başlayacak. Uygulama için uzman kişilerden oluşan İlköğretim Kurumları Standartları Komisyonu çalışacak.

Cumhuriyetimiz`in 86. Yılı Kutlu Olsun

Büyük önderimiz Atatürk ve arkadaşlarının 29 Ekim 1923 yılında kurduğu Türkiye Cumhuriyeti 86. yılını kutluyor…

Türkiye-Cumhuriyeti

cumhuriyet

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mız kutlu olsun

Zehirli Mantarlara Dikkat

15 günde 51 kişi zehirlendi, bazı vakalarda karaciğer nakli gerekiyor.

mantar

Her yağmurun ardından ormanı saran mantarlar, bu yıl Türkiye genelindeki mantar zehirlenme vaka sayısını da arttırdı. Hastaneler, mantar zehirlenmesine karşı alarma geçti. İstanbul’da yalnız son 15 günde 51 kişi zehirlendi. Türkiye’de her yıl onlarca insan mantar zehirlenmesi nedeniyle hayatını kaybediyor veya karaciğer nakliyle hayatta kalıyor ancak zorunlu besin maddesi olmamasına rağmen vatandaşlar ormanda mantar toplayıp yemekten vazgeçmiyor.

MANTAR ALARMI

Her yağmurun ardından hızla artan mantarlar, bu yıl Türkiye genelindeki mantar zehirlenme vaka sayısını da arttırdı. Hastaneler, mantar zehirlenmesine karşı alarma geçti. İstanbul’da yalnız son 15 günde 51 kişi zehirlendi. Türkiye’de her yıl onlarca insan mantar zehirlenmesi nedeniyle hayatını kaybediyor veya karaciğer nakliyle hayatta kalıyor ancak zorunlu besin maddesi olmamasına rağmen vatandaşlar ormanda mantar toplayıp yemekten vazgeçmiyor.

ŞÜKRAN ÖZÇAKMAK (AHT)

Bu yıl yağmurların erken başlaması, mantardan zehirlenme oranını da arttırdı. Zorunlu besin maddesi olmamasına rağmen vatandaşın yıllardır vazgeçemeyip ormandan toplayarak yediği mantarların yol açtığı zehirlenmeler  yetkilileri alarma geçirdi. Refik Saydam Hıfzıssıhha Başkanlığı, bastırdığı binlerce broşürle halkı eğitmeyi planlarken, il sağlık müdürlükleri de eksikleri gidermeleri ve hazırlıklı olmaları için hastaneleri uyardı.

TÜRKİYE MANTARI ÖLÜMÜNE SEVİYOR

Bu yıl ilk ölüm haberi Nisan ayında Edirne’nin Keşan İlçesinden geldi. Tarladan topladıkları mantarı yiyen anne kız zehirlenmiş, 10 yaşındaki Ayşegül Kurt ise yaşamını yitirmişti. Eylül sonunda ise ikinci ölüm haberi Artvin’den geldi. Ş.T. ormandan topladığı mantar nedeniyle zehirlenerek hayatını kaybederken ayni ilde bir hafta içerisinde 27 kişi mantar zehirlenmesi nedeniyle hastaneye kaldırıldı.

HASTANELER YETMİYOR

İstanbul, Kütahya’da, Eskişehir, Edirne, Bartın, Gümüşhane, Kırklareli, Bursa, Gümüşhane, Zonguldak, Kastamonu, Tokat başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanındaki hastaneler mantar zehirlenmesi nedeniyle alarma geçti. İstanbul’da yalnız son 15 gün içinde 51 kişi tedavi altına alındı. Haydarpaşa Numune’de 6, Göztepe’de 3, Okmeydanı’nda 6, Kartal’da 4, Şişli’de 27, İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 1, İstanbul Tıp Fakültesi’nde 4 olmak üzere son bir haftada 51 kişi mantar zehirlemesi nedeniyle tedavi altına alındı. BU hastalardan kimi diyaliz makinesine bağlanırken kimi ise halen yoğun bakım altında.

İSTANBUL’DA 15 GÜNDE 51 KİŞİ ZEHİRLENDİ

İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedavi altına bulunan Hasan Erdoğan’ın durumu ise kritik. İstanbul Tıp Fakültesi’nde de Erol Ailesinden 3 kişi yoğun bakımda. 8 yaşındaki Ali Şensoy ve babası halen yoğun bakımda tedavi görürken 10 yaşındaki Erol’un sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Zonguldak Ereğli’den karaciğer nakli gerekebileceği ihtimaline karşı İstanbul Tıp Fakültesi’ne sevk edilen Eren Gündüğdu de  bir süre karaciğer destek ünitesine bağlı olarak tedavi gördükten sonra mucizevî bir şekilde sağlığına kavuşturuldu ve taburcu edildi. Gündoğdu Ailesinden 5 kişi mantardan zehirlendi. Komaya giren 3 kişiden biri ise diyalize bağlandı.

KARACİĞER NAKLİ GEREKEBİLİYOR

İstanbul Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Karaciğer Transplantasyon Merkezi sorumlusu Prof. Dr. İlgin Özden, mantar zehirlenmesi nedeniyle bir anda bir aileden birden fazla insanın hastaneye sevk edildiğine dikkat çekerek, “Mantar zehirlenmesi, hastanın karaciğerini hızlı bir şekilde çürütüp işlevsiz bırakabiliyor. Hastayı karaciğer destek cihazında 72 saat bekletebiliyoruz. Aileden herkes mantar yemiş ise canlıdan nakil yapamıyoruz. Kadavradan nâkili bekleyecek zamanı da olmayabiliyor. Karaciğer destek cihazında bir hastayı ancak 72 saat tutabiliyoruz. İki destek cihazımız var ve bu 72 saatlik süre içinde nakil yapılamazsa hasta ölüyor. Mantar, zorunlu bir gıda maddesi değil. Bu nedenle kültür mantarı dışında kimse mantar yemesin” diye konuştu.

MANTARLA İLGİLİ BİLGİLER

Refik Saydam Hıfzıssıhha Başkanlığı’nın dağıtmaya hazırlandığı broşürde yer alan bazı bilgiler şöyle:
Mantar Zehirlenmesi Nasıl Oluşur?
Doğal alanlarda yetişen ve yapısında zehirli madde bulunan şapkalı mantarların taze, kurutulmuş veya konserve olarak çiğ veya pişirilerek yenmesi sonucunda gelişen ve ölümle de sonuçlanabilen ciddi bir zehirlenmedir.Mantar zehirlenmeleri, özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında yağışların bol olduğu mevsimlerde görülür.
Ülkemizde doğal alanlarda yetişen zehirli mantarların da bulunduğu unutulmamalıdır.

Belirtiler:

Nelerdir:
Sersemlik, Uykuya meyil, Tansiyon düşüklüğü, Bulanık görme, Yüz ve boyunda kızarma, Nabızda artış, Ağızda metal tadı, Bulantı ve kusma ile Terleme görülebilir.
Mantarlarla İlgili Yanlış İnanışlar:
Yoğurtla yenen mantar zehirlemez.
Pişirilen mantarda zehir yok olur.
Sirkeli ve tuzlu suda kaynatmakla mantarın zehri alınır.
Kurutulmuş mantarın yenmesiyle zehirlenme olmaz.
Çayırlarda yetişen mantarlar zehirli değildir.
Mantar koparıldığında rengi değişmezse zehirsizdir; iç kısmı mavileşirse zehirlidir.
Ağaçlardaki mantarlar zehirsizdir.
Zehirli mantar gümüş kaşıkla pişirilirse kaşık kararır.
Salyangozlar zehirli mantarları yemezler.

(Habertürk)

Sağlık Bakanlığı’ndan Yapılan Açıklamada, H1N1 Gripli Hasta Sayısı 669′a Ulaştı

h1n1

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, domuz gribi virüsü tespit edilen hasta sayısının 21 Ekim 2009 tarihi itibariyle 669 olduğu ifade edildi.

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, domuz gribi virüsü tespit edilen hasta sayısının 21 Ekim 2009 tarihi itibariyle 669 olduğu ifade edildi.

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada “21 Ekim 2009 tarihi saat 20.00 itibari ile bugüne kadar ülkemizde tespit edilen pandemik H1N1 gripli hasta sayısı toplam 669′a ulaşmıştır. Ankara’da bir okulumuzda H1N1 grip virüsü enfeksiyonu saptanan bazı öğrencilerin olması üzerine hastalığın yayılımını engellemek üzere 22 Ekim 2009 tarihinden itibaren yedi gün süre ile, bahsedilen okulda eğitim ve öğretime ara verilmiştir. Grip belirtileri olan öğrencilerin evlerinde istirahat etmeleri ve dershaneye de gönderilmemeleri gerekir. Okulun eğitim ve öğretime ara verildiği sürenin sonunda da hastalığı henüz geçmemiş olan öğrencilerin okula ve dershaneye gönderilmemeleri gerekmektedir. Grip belirtileri olduğu halde okula gelen öğrencilerin ise okul yönetimi tarafından sağlık kuruluşlarına yönlendirilmeleri gerekmektedir. Bugün itibarıyla takibi yapılan vakaların genel durumları iyi olup, evlerinde izlenmektedirler. Ülkemizde şu ana kadar saptanan hastaların kliniğinin hafif veya orta şiddette seyrettiği, istirahat ve destek tedavisi ile iyileştikleri gözlenmektedir. Ancak risk grubundaki hastalar sağlık kuruluşları tarafından daha yakından takip edilecektir” denildi.

Gribe karşı alınacak önlemlerin yinelendiği açıklamada, “Ellerin sık sık su ve sabunla yıkanması, hastalığın bulaşmasını önlemede en önemli tedbirlerden biridir. Öksürük veya hapşırık esnasında ağız ve burun tek kullanımlık kâğıt mendil ile kapatılmalı ve mendil çöp kutusuna atılmalıdır. Evler ve diğer kapalı mekânlar sık sık havalandırılmalı, özellikle sık dokunulan eşyalar ve yüzeyler temizlenmelidir” ifadeleri yer aldı.

(habervitrini)

Kırsal Alanda Kadın Çalıştayı Başladı

Tarım ve Köyişleri Bakanlığından Kadın Çiftçiler için mesai…
kırsal-alanda-kadın-çalıştayı
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı  Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü (Kadın  Çiftçiler Dairesi Başkanlığı) tarafından düzenlenen “Kırsal Alanda Kadın Çalıştayı” Bölgesel Çalıştayları Denizli, Eskişehir ve Trabzon İllerinde 15-17 Ekim tarihleri arasında yapılıyor. Trabzonda yapılan Karadeniz Bölgesi Çalıştayına Bölgeden 12 il katılıyor. Çalıştaya İlimize temsilen katılımcı sıfatıyla Tarım İl Müdürü İhsan Emiralioğlu, Çiftçi Eğitim ve Yayım Şube Müdürü Abdullah Saray, Tarım İl Müdürlüğü personeli, Kırsal Alanda Kadın Çalıştayı İl Koordinatörü Derya Esen ve ekip arkadaşları Neslihan Yalçın, Servet Koç, Gülderen Eren, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı İş Atölyesi Müdürü Birsel Üstüntepe, Kastamonu Kadın Sivil Toplum örgütlerini temsilen Köy Koop.’tan Veteriner Hekim Çiğdem Tuncay, Girişimci Kadınlar Derneği Başkanı Mehtap Bozacı ve Kastamonu Kadın çiftçileri adına Kadın Çiftçiler Yarışması birincisi Nesrin Yavaş Önder Çiftçi sıfatıyla katılıyor.

15 Ekim Dünya Kadın  Çiftçi Günü etkinliklerinin devamı niteliğinde 15-16-17 Ekim tarihlerinde Trabzon’da gerçekleştirilen Bölgesel Kırsal Alanda Kadın Çalıştayında Karadeniz bölgesi kırsalında yaşayan kadınların sosyo-ekonomik, kültürel, eğitim, sağlık ve diğer yönlerden sorunları tartışılacak ve sorunlarına çözüm aranacak. Çalıştaya Tarım ve Köyişleri Bakanlığından Uzmanlar katılacak ve ülkemizdeki muhtelif üniversitelerden kırsal alanda kadın üzerine araştırmalar yapmış öğretim üyeleri bildiriler sunacak. Katılımcılarında dahil olacağı grup çalışmalarının ardından çalıştay sona erecek.

(KP)