Archive for the ‘A'dan Z'ye Şifalı Bitkiler’ Category
Kuzey Amerika’ nın Güney Bölgelerinde Yetişen Sabal Meyvesi ve Faydaları
->
Sabal (Serenoa repens, Sabal serrulata); Kuzey Amerika’ nın güney bölgelerinde yetişen bir palmiye türüdür. Atlantik ve Karaip kıyılarındaki kumullarda yetişir. Meyveleri tedavi amaçlı olarak sonbaharda toplanır. Meyveleri %75 oranında yağ asitleri (a-Linoleic, Linoleic, lauric, myristic, palmitic, oleic, caproic, caprylic) ve % 25 oranında nötral maddeler ( esterler, sterollar (b-sitosterol, campasterol, stigmasterol gibi), poli-sakkaritler ve mono-sakkaritler) içermektedir. Seminole kızılderilileri ve ilk Amerikan yerlileri meyvelerini cinsel organlar, idrar yolları ve üreme sistemi ile ilgili rahatsızlıklar için kullanmaktaydılar. Günümüzde ise birçok bilimsel çalışma tarafından kanıtlanan prostat ve idrar yolları üzerindeki faydalı etkilerinden dolayı, özellikle Almanya, Kanada, İngiltere ve Amerika’ da yaygın olarak kullanılmaktadır. Sabal aynı zamanda anabolizan (anabolic) etkiye sahip maddeler içeren doğada bilinen birkaç şifalı bitkiden biridir. Anabolizan etkiye sahip maddeler; bilindiği gibi protein sentezini arttırarak doku oluşumuna ve dokuların kuvvetlenmesine katkıda bulunmaktadırlar.
Sabal, erkek cinsel sistemini dengeleyici ve güçlendirici bir bitkidir. Erkeklik hormonlarının arttırılması gerektiğinde rahatlıkla kullanılabilir. Prostat büyümesine karşı etkili olabilir. Ayrıca, idrar arttırıcı etkisi de vardır. Tüm sindirim sistemi ve idrar yolları iltihaplarına karşı başarıyla kullanılabilir. Erkek cinsel sistemini güçlendirmesinin yanı sıra, kadınlarda da memelerin büyümesi amacıyla kullanılmakta olup; hem kadınlar hem de erkekler için cinsel istek arttırıcı etkiye sahiptir. Anabolizan olarak, beden dokularını güçlendirir ve geliştirir. Sabal özellikle orta yaş ve üzerindeki erkeklerin hemen hemen yarısının sorunu olan BPH (iyi huylu prostat büyümesi) tedavisinde etkili olabilmektedir. BPH ağrılı ve sık sık idrara çıkma, idrar kesesinin tam boşaltılamaması gibi semptomlarla kendisini belli eder. Sabal ekstresi, erkeklerdeki testesteron hormonunun dihidro-testesteron’ a dönüşmesini önlemektedir. Dihidro-testesteron hormonunun prostat hücrelerini çoğalttığı ve prostat bezinin büyümesine yol açtığı düşünülmektedir. Sabal idrar akışını arttıcı özelliği ile mesaneyi (idrar kesesi) rahatlatmakta ve idrar yapma zorluğuna karşı yardımcı olmaktadır. Sabal Ekstresi’ nin düzenli kullanımı, mesanenin tamamen boşaltılmasına, büyümüş prostatın küçültülmesine yardımcı olmakta ve mesane iltihabını azaltabilmektedir. Bu da özellikle geceleri sık sık idrara çıkma frekansını azaltmakta ve erkek cinsel organının uyarılmasını veya sertleşmesini kolaylaştırmaktadır. Sabal, androjen ve estrojen reseptörlerin aktivitesini yavaşlatır ve her iki cinsin de (kadın ve erkek) hormon dengesinin kurulmasına yardımcı olur. Sabal troid bezini uyarır ve hipotroid durumunda, ( troid bezinin normalin altında salgı yapması) troid bezinin normal çalışmasına katkıda bulunur. Kadınlar bu bitkiyi göğüslerini büyütmek, süt miktarını arttırmak, yumurtalık ve rahim iltihabı ile cinsel soğukluğa karşı kullanmaktadırlar.
Şifalı Bitkiler Ebegümeci ve Kullanım Şekilleri
->
Küçük yapraklı ebegümeci (Malva Vulgaris), çit,yol ve eski Ebegümeci duvar kıyılarında, harabeliklerde, ama yalnızca insanların yaşadıkları yerlerin çok yakınlarında yetişir. Büyük yapraklı ebegümeci (Malva Grandfolia) ve öteki değişik cinsleri genellikle çiçek ve sebze bahçelerinde yetişir. Anadolu’da 8 Malva türü yetişmekte olup, bunların çiçek ve yaprakları bir ayrım yapılmaksızın “Ebegümeci” olarak kullanılmaktadır. Bu bitkilerin hepsi de yapraklarında, çiçeklerinde ve saplarında (bamyada olduğu gibi) bir sümüksel madde içerirler. Küçük yapraklı bitkinin uzun saplarının ucundaki yapraklar yuvarlak ve çentiklidir. Açık pembeden eflatun rengine kadar değişebilen renkte çiçek açarlar.Bir de yuvarlak meyvesi vardır. Çiçekleri, yaprakları ve sapları, Haziran’dan Eylül’e kadar toplanabilir. Bitki, kurutulduğunda özelliklerinin bir bölümünü yitireceği için, elden geldiğince taze kullanılması gerekir. Ama kurutulmuş bitki yine de kullanılabilir.
Ebegümeci çayı özellikle mukoza iltihaplarında, gastrit, mesane iltihabı, mide ve bağırsak mukoza iltihabında ve ağız boşluğu iltihabında olduğu kadar, mide ve bağırsak ülserinde de başarıyla kullanılabilir. Ama bu son iki hastalık için, arpa ile karışık bir çorba hazırlamak gerekmektedir. Önce arpa kaynatılır ve soğuduktan sonra bitki yaprakları eklenir. Ayrıca, akciğer balgamlanmalarında, bronşiyal nezlede, öksürük ve aşırı ses kısıklığında özellikle önerilir. Gırtlak ve bademcik iltihabı ve ağız kuruluğunda da başarıyla kullanılabilir. Bitki, sümüksel özelliğinin yitirilmemesi için, geceden soğuk suya koyularak demlenmelidir. Günlük kullanım için 2 veya 3 bardak ılıklaştırıp, gün boyunca yudumlanarak içilmelidir. Nefes darlığına yol açan akciğer amfizemi bile ebegümeci çayı ile iyileştirilebilir. Bu durumda, günde en az 3 bardak çay içilmeli ve süzüldükten sonre geriye kalan yapraklar iyice ısıtılarak bronşların ve akciğerin üstüne geceleyin kompres olarak uygulanmalıdır. Oldukça ender görülen gözyaşı azlığı durumunda da, gözlere ebegümeci banyosu ve kompresi uygulandığında, çok iyi sonuçlar alınabilir. Kaşınan ve yanan yüz alerjilerinde de, yüzü ılık ebegümeci çayı ile yıkamak rahatlatıcıdır.
Ebegümeci dıştan, kırıklardan veya damar iltihaplarından kaynaklanan yaralarda, çıbanlarda, şiş ayak ve ellerde kullanılır. Kaşınan ve yanan deri alerjilerinde yapılan ebegümeci çayı yıkamaları çok rahatlatıcıdır. Bu durumlarda, ayak ve el banyoları yapılmalıdır. Gırtlak iltihabını iyileştirmeye ve gırtlak hastalıklarında da başarı sağlayabilir. Bu tür olaylarda, gün boyunca kullanılmak üzere, iki buçuk litre suya geceden bitki eklenerek demlenmeye bırakılır (Bir bardak suya, yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış taze bitki) ve ertesi gün hafifçe ısıtılarak bir termosa doldurulur. Gün boyunca, yudumlanarak 4 bardak çay içilir ve gerisiyle de derin gargaralar yapılır. Gırtlak, ağız boşluğu ve burun kuruluklarında da gün boyunca elden geldiğince sık gargara yapılmalıdır. Özellikle kırsal kesimdeki evlerin çevresinde yetişen ebegümeci, günümüzde azalmaya yüz tutmuştur. Evleri çamur ve rutubetten korumak ve de güzel bir görünüm kazandırmak amacıyla, çevrelerine beton dökülmektedir. Böylece, bitkinin yaşam alanı daraltılmaktadır. Varlığı için Tanrı’ya edeceğimiz teşekkürlerin hiç bir zaman yeterli olamayacağı, insanlığın bu büyük yardımcısı, ne yazık ki, böylece her geçen gün azalmaktadır.
Kullanım Biçimleri:
Çay Hazırlamak: Yalnızca soğuk suda demlendirilmelidir. Yarım tatlı kaşığı bitki (ince kıyılarak kurutulmuş), orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya akşamdan eklenir, sabahleyin süzülür ve ılıklaştırılır.
Ayak ve El Banyoları: Iki avuç dolusu ince kıyılmış taze bitki, 4-5 litre soğuk suya akşamdan eklenir, ertesi gün, elin veya ayağın dayanabileceği kadar ısıtılır ve süzülür. Banyo süresi 20 dakikadır. Banyo suyu, yeniden ısıtılarak iki kere daha kullanılabilir.
Bitki Kompresi: Çay süzüldükten sonra artan posalar biraz suyun içinde ısıtılır, arpa unu ile lapa haline getirilir ve bir bezin üstüne yayılarak, sıcak sıcak uygulanır. Kompresin sıcaklığını yitirmemesi gerekir. Kompres süresi isteğe göre düzenlenebilir.
Faydalı Bitki Altınbaşak ve Şifaları
->
Altınbaşak (Solidago virgaurea), hendeklerde, orman kıyılarında, eğimli çayırlarda ve ağaçları kesilmiş orman bölgelerinde yetişir. Yöresel olarak yahudi otu ve altınasa adıyla da bilinir. Tüylü ve altın sarısı çiçeklerle bezeli sapı 80 cm kadar yükselebilir. Ağustos’da, çiçeklenme başlangıcında, bitki sapının orta bölümünden kesilir. Gölgelik ve havadar bir ortamda yüksek bir yere asılır ve iyice kurumaya bırakılır. Saplarla birlikte çok ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır. Eterli uçucu yağlar, tanen, Saponin, flavonoids ve astringnet principle içerir. İdrar artırıcı, gaz söktürücü ve antiseptik özelliği vardır. Altınbaşak, bağırsak hastalıklarında ve kanamalarında kullanılır. Ama, her şeyden önce böbrek hastalıklarına karşı olağanüstü bir şifalı bitki olarak övülür. Bitkinin çiçekleri ve yaprakları serinletici bir etkiye sahiptir. Bitki, bedendeki fazla sıvıyı atabilme yeteneğine sahip oldugu için, her tür böbrek ve mesane hastalığında önerilir.
İsviçre’li herbalist Künzle, yazılarında giderek kötüleşen bir böbrek hastalığı çeken 45 yaşlarındaki bir adamdan söz ediyor: “Sonunda böbreklerin birinin alınması gerekmişti. Öteki böbrek te apseli ve gerektiğince çalısamıyordu. İste bu durumda hasta, altınbaşak kürüne basladı. Altınbaşak, Yoğurtotu ve sarı ballıbaba eşit karışımı ile demlediği çaydan günde 4 bardak içerek 14 gün içerisinde sağlığına yeniden kavuştu.” Altınbaşak, böbrek büzülmelerinde ve yapay böbreğe bağlanma zorunluluklarında (Dializ makinesi) bile, yoğurtotu ve sarı ballıbaba ile birlikte etkilidir. Yıllardır iyileştirilemeyen böbrek büzülmesi hastalığı çekmekte olan 52 yasındaki bir adam, ter içinde ve soluk almakta zorlanarak bana (M.Treben) geldi. Her üç bitki karışım çayını içmeye başladıktan 1 hafta kadar sonra belirgin bir biçimde rahatladı. Fakat, tüm bu bitkileri doğadan taze topluyordu. 3 hafta kadar sonra ise hiç bir şikayeti kalmamıştı. Kişinin tüm ruhsal duyumları böbrekler tarafından karşılanır. Bu nedenle, örneğin, bir yakının ölümünde veya herhangi bir felaket karşısında, en fazla zarara uğrayan organ böbrektir. Altınbaşak, kişinin duygusal yaşamını en iyi düzenleyen bir şifalı bitki olarak kendini kanıtlamıştır. Bu nedenle, düş kırıklıklarında ve ruhsal sıkıntılarda altınbaşak çayı önemle tavsiye edilir. Ağır duygu dalgalanmalarında, bu bitkinin okşayan ve sanki pürüzleri yok eden sevgi dolu bir el gibi, bozuk dengeyi sağlamaktaki başarısını duyumsayabiliriz. Böylesine rahatlatabilen bir bitkinin yakınımızda olduğunu bildiğimiz için, Allah’ a şükran borçluyuz.
Çay hazırlamak: Bir tatlı kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır ve üstü kapalı olarak 10-15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak çay, aç karnına veya öğün aralarında, soğutulmadan içilir. Taze bitki kullanılması durumunda 4-5 dakika demleme süresi yeterlidir.
Tentür: Günde 3-5 kere, 10-15 damla D1 inceltisindeki tentür doğrudan dil üstüne veya yarım kahve fincanı suya eklenerek alınır. Çay olarak kullanıldığı her yerde tentür olarak da kullanılabilir.
Üçlü Çay Harmanı: Sarı ballıbaba, altınbaşak ve yoğurtotu eşit oranda karıştırılır. Bu karışımdan yarım tatlı kasığı dolusu , orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 5-6 dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca 2-4 bardak içilir.
UYARILAR:
Bilinen herhangi yan etkisi yoktur. Kronik böbrek hastalıklarında doktora danışılmalıdır.
Şifalı Bitkiler Civanperçemi Faydaları ve Öneriler
Civanperçemi (Achillea millefolium); yöresel olarak akbaşlı, barsamaotu, binbiryaprakotu, marsamaotu, beyaz civanperçemi, sarı civanperçemi ve kandilçiçeği diye de anılır. Hayatımızdan ayrı düşünemeyeceğimiz bir şifalı bitkidir. Türkiye’de 40 kadar civanperçemi türü bulunmakta ve bunların birçoğu kullanılmaktadır. Türlerine göre 5-100 cm yükseklikte, yapraklar yünlü gibi tüylü ve parçalı, çiçekleri ; beyaz, fildişi beyazı, soluk sarı veya altın sarısı rengindedir. Çok yıllık ve otsu bir bitkidir. Mavimtrak renkli bir uçucu yağ taşır. Bu uçucu yağda azulen, limonen, sineol, borneol, pinenler, seskiterenler vardır. Bitki çayırlarda, dar tarla yollarında, yol kıyılarında ve tahıl tarlalarının kenarlarında kümeler halinde yetişir. Güneşli havalarda çevresine aromalı keskin bir koku yayar. Aslında çiçekleri, güneşin en etkili olduğu saatlerde toplamak gerekir, çünkü o sıralarda eterli yağları ve şifalı gücü doruk noktasında olur.
Prof. Dr.Turhan Baytop
Ünlü herbalist Kneipp, bir yazısında şöyle diyor ( M.Treben): “Arada bir civanperçemi çayı içmiş olsalar, kadınlar pek çok problemle hiç karşılaşmazlardı!”. Adet kanamaları düzensiz bir genç kız olsun, menopoz dönemindeki veya sonrasında olgun bir kadın olsun, tüm kadınlar için arada sırada civanperçemi çayı içmek çok önemlidir. Civanperçemi, akla gelebilecek tüm konularda, dölyatağını (rahim) en iyi biçimde etkiler. Yumurtalık iltihaplanmasında alınmaya başlanan civanperçemi oturma banyolarının ağrılar kesilir ve iltihap yavaş yavaş gerilemeye başlar. Bu banyolar aynı zamanda, yaşlı kişilerin ve çocukların yatağa işeme problemlerine karşı ve dölyatağı (rahim) akıntılarında da başarılı olabilir. Bu durumlarda ayrıca günde 2 bardak civanperçemi çayı da içmek gerekir. Miyomlar da (Kas yapılı urlar), doktor kontrolünün olumlu bir sonuç vermesine kadar, uzunca bir süre her gün civanperçemi oturma banyoları alındığında yok olabilirler. ( M.Treben). Menopoz döneminde de kadınlar sık sık civanperçemi çayını anımsamalıdırlar. Bu durumda, iç huzursuzlukları ve daha başka rahatsızlıklarla karşılaşmayacaklardır.
M.Treben
Civanperçemi oturma banyoları da sağlık için çok yararlıdır. Kol ve bacaklardaki sinir iltihaplanmalarında, civanperçemi katkısıyla yapılacak kol ve bacak banyoları çok rahatlatıcıdır. Fakat, bitki öğle güneşinde toplanmalıdır.
Dr. Lutze, civanperçemini şu hastalıklara öneriyor: (M.Treben)
- Kanın kafaya sancılı biçimde basıncı
- Baş dönmesi
- Bulantı
- Göz sulanması eşliğindeki göz rahatsızlıkları
- Göz sancıları
- Burun kanaması
- Hava şartlarından kaynaklanan migren krizi
Düzenli olarak içilen bitki çayı ile migren tümüyle iyileşebilir. Bedeni temizleyici etkisi sayesinde, yıllar boyu yer etmiş hastalıkları bedenimizden dışarı atabiliriz. Civanperçeminin en iyi biçimde ve doğrudan kemik iliğini etkilediğini ve orada kan üretimini düzene soktuğunu özellikle belirtmek gerekir. Bu gücü sayesinde bitki, kemik iliği hastalıklarında, çay kürleri, banyolar ve tentür kullanımı yolu ile yardımcı olabilir. Mide kanamalarında ve basur (hemoroid) kanamalarında olduğu kadar, mide basıncı ve mide yanmalarına karşı bitki çayı çok kısa sürede başarı sağlayabilir. Soğuk algınlıklarında, sırt veya romatizma ağrılarında bitki çayı elden geldiğince sıcak olarak içilmelidir. Bitki çayı böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar, iştahsızlığı giderir, gazları ve mide kramplarını, karaciğer düzensizliklerini, mide ve bağırsak kanalı iltihaplarını iyileştirmeye yardım eder ve bağırsak beze çalışmalarını düzenleyerek, dışkılamayı kolaylaştırır. Kan dolaşımına ve damar kramplarına karşı çok etkili olduğu için bitki çayını koroner yetmezliğinde de önerilebilir. Rahatsız edici vajinal kaşıntılar, bitkinin kaynama suyu ile yapılan yıkama ve oturma banyoları sayesinde yok olabilirler. Civanperçemi çiçeklerinden, basura karşı etkili bir merhem hazırlanabilir.
M.Treben
Kullanım Biçimleri :
Çay hazırlamak: Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır (kaynatılmaz), 15 dakika demlendikten sonra süzülür. Aksi belirlilmedikçe günde 3 su bardağı çay aç karnına veya öğün aralarında içilir.
Bitki Tentürü: Çiçeklenme zamanında toplanan taze bitki ince kıyılır. Geniş ağızlı bir şişeye gevşekçe doldurulur ve kaliteli bir konyak, bitkilerin üstüne çıkana kadar eklenir. Şişe 14 gün boyunca güneşte bekletilir, arada bir çalkalanır ve süre sonunda süzülür.
Merhem hazırlamak: 100 gr tuzsuz tereyağı veya içyağı tavada iyice kızdırılır. İnce kıyılmış bir avuç kadar taze civanperçemi çiçeği ve ince kıyılmış 15 taze ahududu yaprağı tavaya atılır, çıtırdamaya başlayınca karıştırılır ve tava ocaktan çekilerek, üstü kapalı bir biçimde serin bir yere kaldırılır. Ertesi gün hafifçe ısıtılır, tülbentten geçirilerek süzülür ve temiz kaplara doldurulur. Buzdolabında saklanmalıdır!
Oturma Banyosu: Iki büyük avuç dolusu ince kıyılmış taze bitki veya 100 gr kurutulmuş bitki, gece boyunca soğuk suda bekletilir. Ertesi gün kaynama derecesine kadar ısıtılır ve süzülerek, banyo suyuna eklenir.
UYARILAR:
Civanperçeminin gebelik süresince kullanılmaması tavsiye edilir. Bazı duyarlı kişilerde allerjik tepkilere yol açabilir. Başkaca bilinen bir yan etkisi yoktur.
Şifalı Bitkiler Faydaları ve Kullanım Alanları ÇUHA ÇİÇEĞİ
Latince Adı “Oenethera biennnis” ve İngilizce ismi (Evening Primrose) olan bu bitkinin Türkçe tercüme karşılığı “Akşam Çuhaçiçeği” dir. Türkçe’ de Çuhaçiçeğigiller familyasından”Çuhaçiçeği, Tıbbi Çuhaçiçeği, Çoban Çiçeği, Tutya” olarak bilinen ve Latince adı “Primula officinalis, Primula veris” olan bitkilerle ve bazı kitap ve kaynaklarda kullanılan “Evliya Otu”, “Korunga”, “Gece Sefası” veya “Akşam Sefası” bitkileriyle ilgisi yoktur. Prof.Dr Turhan Baytop’ un “Türkiyede Bitkiler ile Tedavi” isimli kitabına göre Türkçe ismi ” Eşek Otu” dur. Fakat Türk Dil Kurumu’ nun sözlüğüne göre ise “Eşek Otu” ile “Evliya Otu (Onobrychis)” eş anlamlı kabul edilmektedir. Bu şekilde bazı bitkilerin Türkçe isimlerinde farklılıklar veya benzerlikler bulunabilmektedir. Bu nedenle ismi konusunda tereddüte düştüğünüz bitkilerin latince ismiyle bir uzmana danışmanızda yarar vardır.
Çuha Çiçeği Yağı ‘nın Faydaları ve Kullanım Alanları: (Evening Primrose – Aksam Çuha Çiçegi)
- Bağışıklık sistemini güçlendirir.
- Bayanların özel günlerindeki baş ve karın ağrılarının (PMS ağrıları ve mensturel kramplar) giderilmesine yardım eder.
- Hanımlardaki adet düzensizliklerinin giderilmesinde faydalı olabilir.
- Menopoz semptomlarını azaltıcı etkisi vardır.
- Egzama ve sedef hastalarının ciltlerini sağlıklı bir görünüme kavuşturmaya yardımcı olabilir. (Günde:3×2 softgel)
- Çinko (mineral) ile birlikte alındığında ergenlik sivilcelerini (Akne) iyileştirebilir.
- Aşırı alkol ve sigara kullanımı sonucu oluşan toksik (zehirli) etkileri azaltır.(Anti-oksidant etki)
- Yaşlılık etkilerinin geciktirilmesine faydalıdır. (Anti-aging etki)
- Romatizma ve mafsal (eklem) iltihabı ağrılarının azaltılmasına yardımcı olabilir.
- Kireçlenme sonucu meydana gelen bel, sırt, diz, omuz ve boyun ağrılarına karşı faydalı olabilir.
- Yorgunluğu azaltmak ve çalışma isteğinizi artırmak için yararlıdır.
- Güçsüz ve kırılgan tırnakları güçlendirir.
Şifalı Bitkiler “Sütleğenotu”
Sütleğen bitkisinin taze yapraklarının veya taze incir yapraklarının kırıldıktan sonra açığa çıkan sütünün siğillere karşı önerildiği çok eskiden beri bilinmektedir. Benim araştırmalarımda gördüğüm; söğüt ağacının yaprağının siğillere karşı çok daha etkin gücünün olduğudur.
Dikkat: Sütleğenotunun sütü zehirlidir. Kesinlikle ağız yoluyla tadına bakmayınız. Küçük çocukların ellerindeki siğile sürdüğünüz taktirde ellerini ağzına götürmemelerine dikkat ediniz.
“Hastalıklar ve Şifaları” kategorisinden “siğil” bölümünü tıklayınız.
(Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu)
Tarçın ve Şifaları
Değerli okuyucu, tarçın öylesine bir nimettir ki, adeta her derde devadır. Haftada en az dört kez, kabuk tarçının çayını mutlaka içerim. Ve mutlaka en az onbeş-yirmi gün hiç tüketmem. Bunu belirttikten sonra, onu neden bu kadar tercih ettiğimi sormuş olabilirsiniz. İşte, kabuk tarçının çayını haftada en az dört kez tercih nedenim;
· Şeker hastalığına karşı önleyicidir.
· Kan şekerini düşürmede yardımcı olur.
· Romatizmaya karşı önleyicidir.
· Faranjite karşı dirençli kılar.
· Yüksek tansiyona yakalanma riskini azaltır.
· Yorgunluğu gidericidir.
· Gerginliği alıcı, sakinleştiricidir.
· Geniş spektrumlu doğal bir anti bakteriyeldir.
· Deri hastalıklarına karşı direnç kazandırır.
· Bağırsaklarda nitrozamine oluşumuna engel olur.
· Yoğun çalışma temposunun neden olabileceği baş ağrılarını önler.
· Mide dostudur.
· Zihin yorgunluğunu alır.
· Kansere karşı vücudu dirençli kılar.
· Bağışıklık sistemini güçlendirir.
· Çok sayıda farklı moleküler yapılı antioksidan içerir.
· Stresi ve gerginliği alır.
· Migrene karşı önleyicidir.
Değerli okuyucu, tüm bu özelliklerini belirttikten sonra kabuk tarçın çayını abartılı olarak tüketmeyiniz. Haftada en fazla dört-beş defayı geçmemelidir. Dönem dönem onbeş-yirmi günlük aralar verilerek tüketilmesi çok daha etkilidir. Unutmayınız, hiçbir bitkisel çayı alışkanlık haline getirmeyiniz. Vücudunuzu alıştırmayınız. Vücudu alıştırmak demek, ona ihtiyaç duyulduğunda etkisinin daha az olabileceği anlamına gelir.
Tarçın tanıdığım tüm baharatlar içerisinde en güçlü antioksidandır. En az dokuz adet antioksidan içermektedir. Tarçın ağacının kökleri, potasyuma karşı öylesine seçici (selektif) davranır ki, adeta yetiştiği toprağın potasyumunu emer ve depolar. Kabuk tarçın veya toz tarçın çok zengin bir potasyum deposudur.
Şeker hastaları
Tarçının içerdiği iki önemli etkin madde, glykosil transferaz enzimini aktive etme (uyarma) özelliğine sahiptir. Bu özellik ne anlama gelir? Glykozil tranferaz enzimi, fazla miktardaki glukoz (şeker) moleküllerini, tıpkı bir tesbih dizer gibi teker teker yan yana dizerek (polimer) zincir oluşturur. Glukoz moleküllerinin teker teker dizilmesine polymerik zincir adı verilir. Depolanmış haline de glikojen denir. Kısaca, tarçın kan şekerini (glukoz) tesbihde olduğu gibi yan yana dizerek karaciğerde glikojen olarak depolar. Vücut, şekere ihtiyaç duyduğunda glikojeni tekrar glukoza (şekere) dönüştürerek kullanır.
Tarçın, aynı anda bir taraftan glykosil transferaz enzimini aktive ederken, diğer taraftan da serin-treonin protein kinaz enzimini inhibe eder (frenler). İşte, aynı anda hem aktive hem de inhibe etme özelliği, insulin hassasiyetini artırmaktadır. Bu anlamda, tarçın yüksek kan şekerinin düşürülmesinde iyi bir yardımcıdır.
Değerli okuyucu, tarçının bu özelliğini kesinlikle kan şekerini düşürücü bir ilaç gibi değerlendirmemek gerekir. Tarçın çayı veya toz tarçın kan şekerini düşürmede yardımcı, insulin hassasiyetini artırmada fonksiyoneldir. Yani, etkendir.
(Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu)
Yakıotu ve Özellikleri
Yakıotunun çok sayıda (yaklaşık 40) türleri vardır. Bunlardan sadece aşağıdaki türleri kullanılabilir. Anadolu topraklarında, tedavi amaçlı olarak kullanılan yakıotunun tüm dünyada evrimini en mükemmel şekilde tamamlamış olan türleri yetişmektedir. Anadolu topraklarında yetişen tıbbi bitkilerimiz, Allah’ın bizlere sunduğu sayısız lütuflarından biridir.
- Epilobium parviflorum
- Epilobium roseum
- Epilobium montanum
- Epilobium obscurum
- Epilobium lanzeolatum
- Epilobium collinum
- Epilobium palustre
- Epilobium fleischeri
- Epilobium anagallidifolium
- Epilobium angustifolium
Benigne Prostat Hiperplazisi (iyi huylu prostat büyümesi) ve idrar kesesinin bazı şikayetlerinde yardımcı tedavi olarak, Epilobium roseum ve Epilobium parviflorum türleri önerilmektedir. Yukarıda belirtmiş olduğum türlerinin dışındakiler genelde zehirli olan türleridir. Yakıotu, tohumları çatlamadan toplanmalıdır. Yakıotunu ancak, bitkilerden anlayan uzman kişiler toplamalıdır.
Kullanılmayan ve genelde zehirli olan türleri ise,
- Epilobium alpestre
- Epilobium alsinifolium
- Epilobium alsinoides
- Epilobium arcticum
- Epilobium billardierianum
- Epilobium brachycarpum
- Epilobium brevipes
- Epilobium brunnescens
- Epilobium canum
- Epilobium chloraefolium
- Epilobium ciliatum
- Epilobium clavatum
- Epilobium cleistogamum
- Epilobium coloratum
- Epilobium crassum
- Epilobium davuricum
- Epilobium densiflorum
- Epilobium dodonaei
- Epilobium foliosum
- Epilobium glabellum
- Epilobium glaberrimum
- Epilobium glandulosum
- Epilobium halleanum
- Epilobium hectori
- Epilobium hirsutum
- Epilobium hornemannii
- Epilobium howellii
- Epilobium komarovianum
- Epilobium lactiflorum
- Epilobium latifolium
- Epilobium leptocarpum
- Epilobium leptophyllum
- Epilobium luteum
- Epilobium minutum
- Epilobium mirabile
- Epilobium nevadense
- Epilobium nivium
- Epilobium obcordatum
- Epilobium oreganum
- Epilobium oregonense
- Epilobium pallidum
- Epilobium pedunculare
- Epilobium purpuratum
- Epilobium pygmaeum
- Epilobium rigidum
- Epilobium saximontanum
- Epilobium septentrionale
- Epilobium siskiyouense
- Epilobium strictum
- Epilobium suffruticosum
- Epilobium tetragonum
- Epilobium torreyi
(Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu)
Şifalı Bitkilerden Devedikeni ve İçerdiği Etkin Maddeler
Latince adı : Carduss marianus
İçerdiği en önemli etkin madde slymarin adını aldığı için, latince Silybum marianus da denilmektedir. Ülkemizde, devedikeni olarak bilinir. İngilizce adı, Milk Thistle dir. Yabancı firmalar bu bitkimizi Slymarin veya Milk Thistle adı altında doğal tablet olarak satışa sunmuşlardır.
Yaklaşık 2000 yıllık bilinen tarihi vardır. Dioscorides ve Galen onu yüzyıllar öncesinden karaciğer takviyesi olarak önermişlerdir. Son 35-40 yıldır, özellikle Almanlar, alkole bağlı karaciğer şikayetlerine ve karaciğer rejenerasyonuna karşı önermektedirler.
Benim önerim; uzun dönemli antibiyotik kullanımları sonucunda zarar gören karaciğerin kendisini yenilemesinde ve karaciğerde biriken toksinlerin atılmasında yardımcıdır. Ayrıca, sarılık sonrası zarar görmüş karaciğerin kendisini yenilemesinde (rejenerasyonunda) mükemmel bir yardımcıdır.
(Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu)
Civanperçemi ve Civanperçeminde Bulunan Etkin Maddeler
Latince adı : Achillie millefolium
Güneşin bol olduğu bölgelerde ve azotca zengin topraklarda yetişenleri en uygun olanlarıdır. Nemli toprak bu bitki için uygun değildir. Günümüzde bilinen ikiyüzün üzerinde türü vardır. Bu türlerden bazıları,
-
- Achillea ageratum
- Achillea atrata
- Achillea filipendulina
- Achillea lanulosa
- Achillea tomentosa
- Achillea taygetea
- Achillea sibirica
- Achillea pannonica
- Achillea roseoalba)
- Achillea nobilis
- Achillea pannonica
- Achillea pratensis
- Achillea setacea
- Achillea wilhelmsii
- Achillea biebersteinii
- Achillea crithmifolia
dir. Civanperçeminin ancak iki türü kullanılabilir!
Civanperçeminde bulunan bazı etkin maddeler
1,8-CINEOLE
2,3-DIHYDROACETOXYMATRICIN
5-HYDROXY-3,6,7,4′-TETRAMETHOXYFLAVONE
8-ACETOCYARTABSIN
8-ANELOOXYARTABSIN
ACETYLBALCHANOLIDE
ACHICEINE
ACHILLEINE
ACHILLETINE
ACHILLICIN
ACHILLIN
ACONITIC-ACID
ALLO-OCIMENE
ALPHA-PINENE
ALPHA-TERPINENE
ALPHA-THUJONE
ALUMINUM
APIGENIN
APIGENIN-GLUCOSIDE
ARABINOSE
ARTEMITIN
ASCORBIC-ACID
ASPARAGINE
AUSTRICIN
AZULENE
BALCHANOLIDE
BENZALDEHYDECYANHYDRINGLYCOSIDE
BETA-CAROTENE
BETA-PINENE
BETA-SITOSTEROL
BETA-SITOSTEROL-ACETATE
BETAINE
BETONICINE
BORNEOL
BORNYL-ACETATE
BUTYRIC-ACID
CAFFEIC-ACID
CALCIUM
CAMPHENE
CAMPHOR
CARBOHYDRATES
CARYOPHYLLENE
CASTICIN
CEROTINIC-ACID
CHAMAZULENE
CHAMAZULENE-CARBOXYLIC-ACID
CHOLINE
CHROMIUM
CINEOLE
CIS-DEHYDROMATRICARIA-ESTER
COBALT
COPAENE
COUMARINS
CUMINALDEHYDE
DEACETYLMATRICARIN
DELTA-CADINENE
DULCITOL
EUGENOL
FARNESENE
FOLACIN
FORMIC-ACID
FURFURAL
FURFURYL-ALCOHOL
GALACTOSE
GAMMA-TERPINENE
GLUCOSE
GUAIAZULENE
HEPTADECANE
HOMOSTACHYDRINE
HUMULENE
HYDROXYACHILLIN
INOSITOL
INULIN
IRON
ISOARTEMISIA-KETONE
ISOBUTYL-ACETATE
ISORHAMNETIN
ISOVALERIC-ACID
KILOCALORIES Plant 2,900 /kg;
LEUCODIN
LIMONENE
LUTEOLIN
LUTEOLIN-7-GLUCOSIDE
MAGNESIUM
MANGANESE
MANNITOL
MENTHOL
MILLEFIN
MILLEFOLIDE
MOSCHATINE
MYRCENE
MYRISTIC-ACID
NIACIN
OLEIC-ACID
P-CYMENE
PALMITIC-ACID
PENTACOSANE
PHOSPHORUS
PONTICAEPOXIDE
POTASSIUM
PROAZULENE
PROTEIN QUERCETIN
QUERCETIN-GLYCOSIDE
QUERCITRIN
RESIN
RIBOFLAVIN
RUTIN
SABINENE
SALICYLIC-ACID
SELENIUM
SILICON
SODIUM
STACHYDRINE
STIGMASTEROL
SUCCINIC-ACID
TANNIN
TERPINEN
THIAMIN
THIOPHENES THUJONE
TIN
TRANS-DEHYDROMATRICARIA-ESTER
TRICOSANE
TRICYCLENE
TRIGONELLINE
VIBURNITOL
ZINC
(Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu)